UTKU KAYNAR

fotoğraf üzerine bir blog…

Kategori arşivi ‘Fotoğraf Sanatı’ Category

Uluslararası, İnsanlararası Bir Buluşma : Foundry Photojournalism Workshop 2010

4 yorum yapılmış

Buluştuk! Fotoğrafın dilinin ne kadar güçlü, ne kadar ortak, ne kadar bizim olduğunu bir defa daha anladım.

41 ülkeden 130 fotoğrafçı, Türkiye’de şimdiye kadar düzenlenmiş en büyük fotoğraf buluşmasında bir araya geldi. Foundry Photojournalism Workshop her yıl dünyanın bir bölgesinde düzenlenen ve bölge fotoğrafçılarını uluslarararası fotoğrafçılar ve eğitmenlerle buluşturmayı amaçlayan bir atölye ve eğitim etkinliği. Photojournalism, yani basın & belgesel fotoğrafçılık alanında yapılan en kapsamlı uluslararası çalışmalardan biri.

Şimdiye kadar Meksika ve Hindistan’da yapılan etkinlik, 2010 yılında Türkiye’de yapıldı. 15′i Türk olmak üzere ABD’den Japonya’ya kadar 130 fotoğrafçının katıldığı etkinlik çok önemli eğitimler ve paylaşımlarla sonuçlandı.

Foundry PW 2010 Organizasyon Ekibi & Eğitmenler : (Ayaktakiler) Utku Kaynar, Jen, David Bathgate, Tawfic Al-Sawy, Adriana Zehbrauskas, Tiffany Clark, Peter Di Campo, Jason Eskenazi, Henrik Kastensov, Anamitra Chakladar, Ron Haviv, Andrea Bruce, Beverly Clark, Jon Vidar, Maggie Steber, Claire Rosen, Guy Calaf. (Oturanlar) : Jared Moosy, Kirsten Luce, Mansi Midha, Rena Effendi, Stephanie Sinclair, Kael Alford, Eric Beecroft, Neal Jackson.

Yukarıdaki fotoğraftan da görebileceğiniz ve isimlerinin üzerine tıklarsanız web sitelerine ulaşabileceğiniz Ron Haviv, Stephanie Sinclair, Rena Effendi, Maggie Steber, Kael Alford, Adriana Zehbrauskas, David Bathgate, Henrik Kastenskov, Andrea Bruce, Guy Calaf, Jared Moossy, Jon Vidar, Tewfic Al-Sawy ve Jason Eskenazi‘den oluşan eğitmenler ekibi, beş gün boyunca öğrencilerle yakından ilgilendi.

Organizasyonun Türkiye ayağı, TFSF’nin öncülüğünde Nazım Hikmet Kültür Merkezi ve FotoRöportaj.org tarafından yapıldı. TFSF adına proje liderliğini ben üstlendim.

Atölye konuları, Değişen Medyada Kendinize Yer Bulmak, Kendi Vizyonunuzu Yaratmak, Portre aracılığıyla Hikaye Anlatımı, Sırt Çantası ile Fotoğrafçılık, Multimedya, Hikayeler Anlatmak gibi konulardan oluşuyordu. Aynı zamanda, her katılımcı daha önceki işlerine dair bir portfolyo değerlendirmesi de aldı.

Akşam etkinliklerinde eğitmenler başta olmak üzere dışarıdan gelen katılımcıların gösterileri sunuldu, Freelance (Serbest) fotoğrafçılık, Çatışmaları Görüntülemek ve Multimedya konulu paneller düzenlendi. Türkiye’den Ali Öz, İlker Gürer ve bu coğrafyadan Rena Effendi, Ron Haviv, Christian Movila, Jon Vidar fotoğraf gösterileri yaptılar. Aynı zamanda Jared Moossy, Guy Calaf, Kael Alford, Andrea Bruce, Maggie Steber, Edward Linsmeier, Tewfic Al-Sawy ve Jason Eskenazi’nin de fotoğraf gösterileri yapıldı.

TFSF, NHKM ve FRO’nun önerdiği bursiyerler ile Türkiyeli öğrenciler ve atölye asistanları bu topraklar adına çok önemli birikimler ve tanışıklıklar ile ayrıldılar etkinlikten.

Bu önemli, büyük organizasyondan neler öğrendim?

  • Bir defa daha tespit ettim ki, yalnız değiliz.
  • Aynı bize benzeyen, endişeleri, korkuları, güçlü ve zayıf yanları bizim gibi olan pek çok “kardeşimiz” var. Hindistan’dan Bangladeş’e, Yemen’den ABD’ye kadar, fotoğrafçıların  sorunları, yolları ve kardeşlikleri benzer.
  • Dolayısıyla, Türk fotoğrafçıların dünyanın bu potansiyel olarak en sorunlu (doğal olarak ta en çok hikaye vadeden) bölgesinde kapsamlı çalışmalar yaparak bunları uluslararası basında yayınlatabilmelerinin önünde engel yok.
  • Türkiyeli fotoğrafçıların en önemli iki sorunu, dil yetersizliği ve kendilerini tanıtmayı, deyim yerindeyse pazarlamayı bilmemeleri.
  • Derneklerimiz başta olmak üzere, Türkiye’deki fotoğraf kurumlarının asli görevi bu tanıtım ve pazarlama konusunda insiyatif ve görev almak.
  • Fotoğraftan hayatını kazanmak mümkün. Ancak bizler, belgesel fotoğraf mecrasında kendi ülkemizin sınırlarında dahi yeterince araştırmacı değiliz. Gözümün önünde, Fenerbahçe Orduevinin yanındaki Çeçen Mülteci kamplarına, Bağdat Caddesi genç kızlarının yaşamlarına, Kürt göçmen ailelerin evlerine girdi insanlar. Ve Türkçe (veya Kürtçe) dahi bilmeden, birer yabancı olarak bir kaç günde başarabildiler bunu. Bizim ülkemizde bunu biz neden yapmıyoruz?
  • Çok çalışmamız lazım, hem de çok.
  • Ortak bir sinerji yakalanabilmesi için, akan nehrin kenarındaki küçük bir su birikintisinde yüzen ve birbirinin yemine atlayan tatlı su balıkları olmayı bırakmalıyız.

Jason Eskenazi, öğrencileri ile fotoğraf seçme çalışması yapıyor. (Fotoğraf: Mansi Midha)

Kael Alford, atölye sınıfı ile birlikte derste. (Fotoğraf : Mansi Midha)

Jon Vidar, Sırt Çantası Gazeteciliği atölye çalışmasında... (Fotoğraf: Utku KAYNAR)

Stephanie Sinclair (VII) atölye çalışmasında...

John Horniblow fotoğraf sunumunda… (Fotoğraf : Firdevs Sayılan)

Maggie Steber portfolyo değerlendirmesi sırasında. (Fotoğraf : Utku Kaynar)

Tüm bu sürecin sonunda, böylesine büyük ve güzel bir organizasyonun düzenlenmesinde katkıları, destekleri için TFSF adına Sn. Başkan Özcan Taras ve başta Sn. Firdevs Sayılan olmak üzere organizasyonun her aşamasında benimle birlikte olan TFSF Yönetim Kurulunun değerli üyelerine, Nazım Hikmet Kültür Merkezi adına ellerinden gelen her türlü kolaylığı gösteren, bütün son dakika taleplerimize tolerans ile yaklaşan Sn. Sedat Cengiz ve Serkan Bey, Ufuk Bey, Yasin Bey ve sevgili Ulaş Cengiz’den oluşan NHKM ekibine, Foundry öncesi hazırlık sürecinde verdikleri destek için FotoRöportaj.org’dan Murat Pulat ve Altan Bal’a teşekkür ederim.

Bu toprakların fotoğraflarının bir gün dünyada hakettikleri yeri bulacaklarına, sadece yarışmalarda değil, veya sadece bir iki isimle değil, ülkenin adıyla dünya fotoğrafında bir yer edineceklerine, ve işte o zaman bu ülkede fotoğrafa başlayan onbinlerin önünde uzanan zor ama güzel yolun sonunda biraz daha fazla ışık olacağına bütün kalbimle inanıyorum.

Bu işte böylesi etkinliklerde, böylesine küçük küçük adımlarla mümkün olacak.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Utku

Written by utkukaynar

Temmuz 25th, 2010 at 1:19 pm

Posted in Fotoğraf Sanatı

Tagged with , ,

AIDS’i Dünyanın Gözü Önüne Getiren Fotoğraf

Yorum yok

AIDS’i dünyanın gözü önüne getiren, ve daha sonra United Colors of Benetton reklamında kullanılan fotoğraf 20 yaşında.

© 1990 - 2010, Therese Frare, for LIFE

1990 Kasım’ında LIFE dergisi, AIDS’ten ölmek üzere olan David Kirby’nin bir fotoğrafını yayınladı. David Kirby ölmek üzere olan bir AIDS hastası ve aktivistti. Fotoğrafları çeken Therese Frare, genç bir gazetecilik öğrencisiydi. Fotoğraf serisi, AIDS salgını ile dünyada en çok özdeşleşen fotoğraflar oldu ve defalarca kez yeniden yayınlandı. Benetton, hoşgörü temalı kampanyasında fotoğrafı kullandı.

20. Yılında bu önemli fotoğraflara bakmak isterseniz, bu sayfadan bakabilirsiniz.

Dostlukla,

Utku

Written by utkukaynar

Temmuz 24th, 2010 at 5:51 pm

Posted in Fotoğraf Sanatı

Tagged with , ,

Web’de Hikaye Anlatacaklar İçin Soundslides

Yorum yok

Soundslides Plus

Programın arabirimi

Çoğumuz çektiğimiz fotoğrafları belli bir konu (mekan, insan, gezi vb.) düzleminde çekiyoruz ve daha sonra bunları Photodex veya başka yazılımlarla birleştirerek gösteriler haline getiriyoruz. Ancak bu gösteriler yalnızca özel toplulukların biraraya geldiği zamanlarla sınırlı kalıyor ve paylaşılamıyor.

Bugün bu döngüyü kıran ve fotoğraflarınızla ses dosyalarını birleştiren SoundSlides programından bahsetmek istiyorum.

Web sitesine www.soundslides.com adresinden ulaşabileceğiniz program, basit bir arabirim aracılığı ile fotoğrafları ve ses dosyalarını birleştiriyor, isterseniz her fotoğrafın altına açıklama da ekleyerek bir komut ile gösterinizi web sayfasına eklenebilir bir Flash animasyonu haline getirebiliyor.

Bu animasyonu, yani insanların konuştuğu veya müziğin aktığı fotoğraf gösterinizi de dosyaları ile birlikte web’e koyabiliyorsunuz. Bingo!

Sadece bununla da kalmıyor, istenirse gösterinizin herhangi bir fotoğrafına izleyici bir fare tıklaması ile ulaşabiliyor.

Web sitelerinde hikayeler anlatmak isteyen tüm dostlara duyurulur.

Okuduğunuz için teşekkürler.

Utku

Written by utkukaynar

Temmuz 24th, 2010 at 5:36 pm

Posted in Fotoğraf Sanatı

Tagged with ,

Bu T-Shirt Her Eve Lazım!

Yorum yok

© 2010 David Burnett, Contact Press Images

Tercümesi :

Hayır, sen bir fotoğrafçı değilsin, sadece fotoğraf makinan var.

Written by utkukaynar

Temmuz 22nd, 2010 at 2:20 pm

Posted in Fotoğraf Sanatı

Tagged with

Fotoğraf Yarışmaları ve Fotoğrafçı Hakları

Yorum yok

Merhaba,

Uzun bir aradan sonra yine birlikteyiz. Bu yazıyı, Rob Haggart’ın Fotoğraf Yarışmaları üzerine konu aldığı şahane makalesinden ilham alarak yazıyorum. Orjinaline buradan ulaşabilirsiniz.

İzninizle, önce bazı tespitler yapmak istiyorum.

Copyright Dunechaser @Flickr

Copyright Dunechaser @Flickr

Türkiye’de fotoğraf yarışmalarına katılan, hatta hayattaki amacı sadece bu yarışmalarda yarışmak olan pek çok fotoğrafçı var. Bu durum sadece bize özgü değil, Avrupa’da ve Ortadoğu’da pek çok ülkede böyle bu. Bu nedenle Trierenberg SuperCircuit gibi yarışmalar çok popüler ve binlerce kişi katılıyor.

Aynı zamanda, FIAP’ın uluslararası kurallarına göre AFIAP, EFIAP vb. ünvanları alabilmek için uluslarası yarışmalarda sergileme derecesi almanız gerekli. Bu ünvanların ne işe yaradıklarını bilmiyorum, doğrusunu isterseniz bir fotoğrafçının uluslararası anlamda tanınırlık elde edebilmesi  için de böylesi ünvanlara ihtiyaç duyduğunu zannetmiyorum, ancak konu uluslararası boyutlarda bir ticarete de çaktırmadan dönüştürülmüş durumda.

Bakın nasıl : Ülkemiz dışında düzenlenen, büyük uluslararası fotoğraf yarışmaları genellikle bir başvuru ücretini de içeriyorlar. Binlerce kişinin katıldığı yarışmaların şartnamelerinde, 30%, 35% gibi oranlarda sergileme verildiği yazıyor. Ünvan almaya istekli fotoğrafçının aradığı şeyin ta kendisi!  Her üç fotoğrafın birine sergileme verildiği gözönüne alınırsa, ünvan almak ve fotoğrafçılığını tescillemek (!) isteyen binlerce kişi bu yarışmalara başvuruyor. Sponsorluk gelirlerini de katarsanız, yüzbinlerce euroluk bütçelerle karşı karşıyayız. Elbette FIAP bu süreçte yarışma organizatörlerinden, sonrasında ünvan alımı sırasında katılımcılardan çeşitli ücretler alıyor. Yarışma organizatörleri de kazanıyor, fotoğrafçılar da ünvanlarını alıyor.

Adını koyalım mı : FIAP, ücreti karşılığında ünvanı satıyor.

Buraya kadar bir sorun yok, alan ile satan razı ise bundan bize ne? Normal bir fotoğraf yarışması organizasyonunda ücreti ödeyen fotoğrafçıların eserleri değerlendirmeye alınır, değerlendirilir, sergileme kazanan eserler dahil olmak üzere belirli bir satınalım yapılır (veya yapılmaz) ve fotoğraflar yarışma katalogunda kullanılır, istenirse yarışmanın promosyonunun yapılacağı materyallerde (sonraki seneler için) kullanılır ve dereceye giren, giremeyen bütün fotoğraflar geri gönderilir.

Fotoğraflar genellikle tek tek değerlendirildiği için fotoğrafçı değil, fotoğraf değerlendirilir ve bir sonraki sene kazananları kimse hatırlamaz.

Test edin, üç sene önce ulusal/uluslararası fotoğraf yarışmalarında kazanan fotoğraflardan hangilerini hatırlıyorsunuz? TFSF Almanakları olmasa, bir arşiv  çalışması dahi olmayacak.

FIAP yeni yaptığı düzenlemelerle ünvanları öylesine peynir ekmek gibi dağıtmaya başladı ki, AFIAP gibi giriş ünvanlarının değeri tartışılır hale gelmek üzere.

Bu işin yabancı kısmı. Yerli yarışmalara ne diyelim?

Ulusal Yarışmalar ve Fotoğrafçı Hakları

TFSF’ye başvurusu yapılan (ve şartnamesi bu haliyle reddedilen) bir yarışma şartnamesinden alıntı:

(…) Yarışmaya katılan fotoğrafların her türlü hakları yarışmayı düzenleyen kuruma aittir. Fotoğrafçı, dereceye giremese dahi fotoğrafları üzerinde herhangi bir hak iddia edemez (…)

En sonra söyleyeceğimi en başta söyleyeyim: Ülkemizde, fotoğraf sanatına destek olmak için yarışmalar düzenleyen özverili, fotoğrafsever kurumlar olduğu gibi, ajanslara vereceği paranın beşte birine reklam fotoğrafları çektirmek amacını güden ve fotoğrafçı haklarını hiçe sayan kurumlar da var!

Yukarıdaki şartname bir örnek, ama her yıl böyle onlarca örnekle karşı karşıyayız. Kaldı ki, firmasının, belediyesinin reklamını yaptırmak için gelen fotoğrafları herhangi bir izin almaksızın kullanan kurumlar da var. TFSF onayının dışında yapılan yarışmalar bunlar. Söylemeye gerek yok, fotoğrafçıya şartname dışı kullanımlar için bir ödeme yapıldığına ben bugüne kadar pek rastlamadım, bir kaç örnek haricinde.

Fotoğraf bir eserdir. Her fikri eser gibi, telifi ve bir maddi karşılığı vardır, alınıp satılabilen bir metadır. Türkiye’de fotoğrafçılar, ünvan veya başka nedenlerle yarışma fotoğrafçılığı iştahına kendilerini kaptırdıkları zaman, işte yukarıdaki örnekleri gibi gizli veya açık sömürüye bütün kapılarını açmaktadır. Üstelik te bu, neredeyse gönüllü bir anlayışla yapılmaktadır.

Kaldı ki, yarışma başarısı hırsı bu ülkede öylesine örnekler yaratmıştır ki, şartnamelerde yazan kuralların açık ihlali ile nitelikli sahtekarlık yapan sözde fotoğrafçılar türemiştir.

Yarışmalar ile ilgili fotoğrafların değil fotoğrafçıların değerlendirildiği, fotoğrafların şartnameye uygun kullanıldığı, fotoğrafçıların haklarının korunduğu, telif ve ödül ücretlerinin zamanında ve tam olarak ödendiği, ödül kazanan eserlerin bir başka fotoğraf dalının (tanıtım fotoğrafı gibi) ikamesi olarak kullanılmadığı yarışmalar gerekli.

Bu düzene dur diyecek olan, sonuç itibariyle yine fotoğrafçılardır. Fotoğrafçılar, kendi mecralarının etik tarafına sahip çıkmadıkları, buna dair bir bilinç oluşturmadıkları zaman, bu alan her zaman ucuz emek sömürüsüne açık olacaktır.

Written by utkukaynar

Temmuz 22nd, 2010 at 1:45 pm