fotoğrafçılık

Karanlıkta Kuş Sesleri

by Utku Kaynar on 24 Kasım 2009 · 4 comments

in Blog

O göbeğini kaşır. Herhangi bir sorumluluk hissetmediği şeylerden ötürü insanlar rahatsızlığını dile getirdiğinde “göbeğini kaşıyan adam”dır o.

(…)

Bildiği tek fotoğraf biçimi, kendisine öğretilen “abc” dir ve bundan dışarı çıkmaz. Çıkanların, “hoca”ların kurallarını yıkan haddini bilmezler olduğunu düşünür.

(…)

İki saattir düzeltmekle uğraştığı portreyi fotoşoplarken, bir yandan da yeni katıldığı sitede günün fotoğrafçısı olmanın ne menem bir durum olduğunu merak etmektedir. Bu fotoğrafı yükleyince hepsini arayıp puan vermelerini isteyeceği için, aranacaklar listesindeki arkadaşlarını düşünmektedir.

(…)

Rembrandt’ı duymamıştır, Van Gogh’u kulağını kesmesinden bilir. Sanat akımlarının bir ikisinin adını bilse amma da entel olacaktır ama, neyse…

(…)

Fotoğraf merkezleri, dernekler, okullar onun için ikamesi internette bulunan şeylerdir. Internette her şey yapılabildiğine göre, neden sergi de açılmasın, fotoğraf günleri filan orada yapılmasındır?

Göbeğini kaşıyan fotoğrafçıdır o.

Bulunduğu kentte söyleşiler, sergiler, festivaller, bienaller yapıldığında bıyık altından gülmektedir.

Ve bu ülkenin fotoğrafında bugünkü hakim renk, ne yazık ki onun tonlarından bezelidir.

Pencerenin dışından kuş sesleri geliyor.

Yukarıda okuduğunuz satırlar, bu sitede on beş gün önce yazılan “Göbeğini Kaşıyan Fotoğrafçı” başlıklı yazıdan.

Saat sabahın ikisi, ve ben bu yazıyı onuncu defa okuyorum, onbirinci gözden geçiriyorum.

Cümleleri geçtim, kelime kelime tekrarlayarak…

Neden?

Çünkü yaşamımda son dört yıldır çok önemli yer tutan, Yönetim Kurulu Başkanı olduğum Bursa Fotoğraf Sanatı Derneği’nin bazı üyelerini bu yazıyla çok üzmüşüm.

Bazı dostlar, bu yazıda geçen ifadeleri üzerlerine alınmışlar.

Ceza yasalarında, “Kastı Aşan Müessir Fiil” diye bir terim vardır. Genelde istemeden adam öldürme olarak tecelli eder. Özü şudur, eyleminiz amacını aşar, karşınızdakine zarar verirsiniz. Nereden mi biliyorum? Annem avukattır, tüm çocukluğum bu gibi terimlerle geçti.

Şunun altını kalın bir kırmızı kalemle çizeyim : Bu yazıda sözü edilen karikatürün, BUFSAD’ı geçiniz herhangi bir dernekle ilgisi yoktur. Zira kendisi bu gibi olguların, derneklerin eşleniğini internette aramakta ve bulduğunu zannetmektedir.

Fotoğrafta öğrendiği standart kuralların ötesine bakma zahmetine katlanmamaktadır. Tabularına ve statükoya bağını kesmemektedir. Sanal derecelerin, gerçek başarı ve katkılardan daha gerçek olduğunu düşünmektedir.

Buraya kadar bir sorun yok. Herkes tek tip olmak zorunda değil.

Esas tehlike şudur ki, fiziksel örgütlenme ve yan yana durabilme dirayeti, yani bir derneğe üye olma, yüz yüze bakabilme, eleştiri yapabilme, seviyeli tartışma, bağlılık, tahammül, saygı ve takdir yeteneği giderek yukarıda verilen karikatürün değerleri tarafından tehdit edilmektedir.

Çünkü oldukça arabesk biçimde fotoğrafı yukarıda betimlenen şekilde ciddiye alanların sayısı ve gördükleri saygı, almayanların cüreti arttıkça azalmaktadır.

Yüzyüze olduğumuz esas tehlike kanımca budur.

Yazının geneline bakıldığında ve yazı bütünüyle okunduğunda bu anlaşılsa da, itiraf ediyorum ki cümleler üzerinden yorumlanınca “kastı aşan müessir fiil” doğuyor. Bu şekilde anlaşıldığı için üzgünüm.

© Getty Images

© Getty Images

Yanyana Durabilmek

BUFSAD, üyesi ve yöneticisi olduğum yılların öncesinden başlayan ve ne mutlu ki benim de mütevazı katkılarımla süren bir dinamizme sahip. Bu dinamiğe sahip olmasının nedeni sadece, durup dinlenmeden iyi fotoğraf üretmek için kapısının önünden dünyanın öbür ucuna dek düşünen, üreten ve fotoğraflayan üyeleri değil.

Yılda 300′den fazla kişiye vermekte olduğu temel fotoğraf eğitimi semineri de değil. Sadece 2009′da, 250′nin üzerinde sergileme, 70 mansiyon ve 13 madalya ile Uluslararası Fotoğraf Yarışmaları’nda kazanılan başarılar veya atölyelerinin Bursa’nın gündemini değiştirme gücündeki projeleri de değil. Her yıl gelen uluslararası sanatçılar, ödüller de…

Bunlar şimdi söyleyeceğim şeyin sonuçları.

BUFSAD bu ülkenin en dinamik derneklerinden biri, çünkü üyeleri bir bütün olarak birbirinin omuz başında durabiliyor. Bu nedenle çok değerli.

Bu ülkede, herşeyin sanallaştığı günümüzde fiziken ve ruhen yan yana durabilmek becerisi, sabahın bu kör karanlığında penceremin dışından gelen kuş sesleri gibi nadir bulunan güzelliklerden biri oldu artık.

Yanıbaşınıza baktığınızda, orada size destek olmaya hazır bir dostu bulmak. Aidiyet, bağlılık ve içtenlikten örülü bir istinat duvarı.

BUFSAD bu ülkenin en dinamik fotoğraf derneklerinden biri, çünkü üyeleri hep aynı fikirde olmasalar da yanları başındakilere omuz veriyorlar.

Ve takdir edersiniz ki dostlar, insanlar yanları başındakine el, omuz verirken; göbeklerini kaşıyacak bir uzuvları kalmıyor.

Ne mutlu ki, dışarıdaki karanlıkta hala kuşlar ötüyor.

Okuduğunuz için teşekkürler.

Utku

{ 4 comments }

Photoshop’ta, grayscale’e çevirmekten tutun da Channel Mixer’daki Monochrome seçeneğine kadar pek çok SB’a çevirme alternatifi mevcut. Ancak bunlar kullanıcıların her ihtiyacına destek vermekten uzaklar ve yeterli ince ayara olanak tanımıyorlar. Bu seviyede ayar yapabilmek için katmanları ve filtreleri kullanmak gerekli.

utkukaynar.com’un önceki versiyonunda, Magnum çalışanı Martin Fuchs’un SB çevrimi üzerine olan bir makalesine yer vermiştim. Makale Fuchs’un Journal of a Photographer adlı blogunda yer alıyordu, ancak Fuchs siteyi yenileyince silinmişti.

Bugün, herkesin istediğinde bu siteden indirebileceği bir Photoshop Action’u sizinle paylaşıyorum.

Öncelikle, bu action’un fotoğrafa nasıl yansıdığına bir bakalım :

 

Çevrim öncesinde fotoğraf
Çevrim öncesinde fotoğraf

Şimdi, bu fotoğrafı ekte sunacağım action yardımı ile SB’a çevirelim. Action PS CS3 için yazıldı, dolayısıyla CS2 ve alt versiyon photoshop için test edilmedi, çalışıp çalışmadığını da bilmiyorum. Ancak siz deneyip bana söyleyebilirsiniz. CS3′te çalıştırmak için tek yapmanız gereken üzerine çift tıklamak, photoshop açılacak ve actions kısmında BW Cevrimi adlı setin altında aksiyonu göreceksiniz.

İşte BW Convert’ten sonra fotoğrafın hali :

 


Çevrim sonrasında fotoğraf

Çevrim sonrasında fotoğraf


Photoshop action dosyasını buradan indirebilirsiniz.


layers-palette

PS'daki katmanlar paleti


Fotoğrafı SB’a çevirdikten sonra, tonlama yapabilmek için yukarıda gördüğünüz katmanlarda Color Fill 1 katmanının yanındaki renge tıklatarak aşağıdaki gibi istediğiniz rengi seçebilirsiniz, fotoğrafınızın tonlaması değişecektir.

 


Renk Seçme Diyalogu

Renk Seçme Diyalogu


Aynı şekilde, Curves 1 katmanı ile oynayarak ta istediğiniz kontrast değerlerini fotoğrafınıza yansıtabilirsiniz.

 


Curves Diyalog Kutusu - Kontrast Ayarları için

Curves Diyalog Kutusu - Kontrast Ayarları


Son olarak, Katmanlarda en üstte yer alan Layer 1′e tıkladığınızda, sağda yer alan Opacity değerini 70%’e getirmenizi öneririm. Bu sayede Tri-X veya HP5 tarzı görüntülere benzeyen fotoğraflar yaratabilirsiniz.

 


Opacity

Opacity


Şimdiden kolay gelsin.

{ 7 comments }

Türk Fotoğrafında Yerlilik!

by Utku Kaynar on 15 Kasım 2009 · 1 comment

in Blog

Değerli dostlar,

Kıbrıs Yakın Doğu Üniversitesi, 4-7 Kasım tarihleri arasında 6.Uluslararası Fotoğraf Günleri’ni düzenledi. BUFSAD’ın da yakın zamanda konuğu olan, Türk fotoğrafının kilometre taşı Gültekin Çizgen bu etkinlik çerçevesinde “Fotoğrafta Yerlilik” adında bir bildiri sundu.

Daha önce başka formlar altında basılı yayınlarda, FotoTrek tarafından basılan “Fotoğrafın Kalın Sesi” kitabında ipuçları bulunabilecek olan bildiri, Sn.Çizgen’in imzası ile FotopyaMag sayfalarında yayınlandı.

Yazının orjinaline buradan ulaşabilirsiniz.

Benim bu yıl okuma şansı bulduğum metinler arasında, naçizane görüşüm şudur; bu metin bu yıl (ve dahi gelecek yıllarda) Türk fotoğrafında üretilmiş en önemli metin olabilir.

Aşağıda, (Sn.Çizgen’in de hoşgörüsüne sığınarak) kişisel olarak önemli bulduğum pasajları bulabilirsiniz.

Bizden önce örgütlenip her şeyi bir sistem içinde programlayıp, geliştiren kentleşmiş, sanayileşmiş ülkeler, fotoğraf felsefesi ve eleştiri alanında da önemli yol almışlardır. Genel bakış olarak Amerikan fotoğrafından, Japon fotoğrafından, Alman fotoğrafından söz edilebilmektedir. O ülkelerde sanatçıları ortak “biçim” dünyasında buluşturan değerler oluşmuştur. Ana kimliği veren mesajlar yanında asıl önemli olan  işte bu “biçim yapısıdır”.

Gültekin Çizgen hocamızı saygıyla selamlayarak, hepinizden bu önemli metni okumanızı rica ediyorum.

Gültekin Çizgen

Gültekin Çizgen

okumanızı rica ediyorum.

{ 1 comment }

Trierenberg Super Circuit yarışmasının ödül töreni, 19 Ekim 2009 Pazartesi akşamı Avusturya’nın Linz kentinde yapıldı. Bursa Fotoğraf Sanatı Derneği olarak iki bireysel, bir dernek altın madalyası ile ödüllendirildiğimiz için galaya davet edildik, ve davete icabet ederek gittik.

Hepimizin, fotoğraf yarışması organizasyonu ile ilgili algısını değiştiren bir gece oldu. Aşağıda, bu geceden izlenimlerimi bulabilirsiniz.


Utku Kaynar, Osman Önder ve Önder Turacı, törene ev sahipliği yapan merkezin girişinde

Utku Kaynar, Osman Önder ve Önder Turacı, törene ev sahipliği yapan merkezin girişinde


Dünyanın En İyi Fotoğrafları (!)

Törene üstünde dünyanın en iyi fotoğrafları yazan, bu yılın kataloğuna da kapak olmuş bir afişin önünden girdik. Etkinliğin (yarışmanın) 36 sponsorunun logolarının önünden geçerek. Tören, Linz kentinde Design Center isimli merkezde yapılmaktaydı. İçeride, konularına göre seçilmiş bulunan yaklaşık 200 fotoğraftan oluşan bir sergi bizi bekliyordu.

 


Önder, sergi salonunda

Önder, sergi salonunda


Fotoğrafların arasında yarışma birincisi Howard Schatz’dan, Önder Turacı’nın ödüllü fotoğraflarına, sergileme alan eserlerden tematik seçkilere kadar her şey vardı.

Bunu da görünce anladık ki, TSC dünyanın en kalabalık katılımlı fotoğraf yarışmalarından biri. Yaklaşık 4000 kişi katılıyor her yıl, ve bu en az rakam. Bu katılımın 30%’una ödül veya kabul (acceptance) veriyorlar. Etkinliğin bu denli çok ilgi görmesinin ana unsuru bu durum.

Profesyonellik, profesyonellik

Profesyonelce düzenlenmiş bir gala organizasyonu, daha ilk dakikadan itibaren kendini belli etti. Gala salonu bütün davetlilerin masa düzenleri ile birlikte düğün gibi süslenmişti. Sahnede bulunan üç tane dev ekran ile ne yapacakları sorusu, bir süre sonra yerini gösterilerden aldığımız keyfe bıraktı.

 


Gala Salonu, törenden önce

Gala Salonu, törenden önce


Yaklaşık 350 davetlinin geldiği gecede hiçbir şey şansa bırakılmamış.

Örneğin, size madalyanızı sahnede vermiyorlar. Bunun için bir “al-götür” standı kurulmuş, isminizi (veya organizasyonunuzun ismini) söyleyip madalyanızı görevli hostesten alabiliyorsunuz. Bu esnada yine görevli fotoğrafçı gelip fotoğrafınızı çekiyor.

 


BUFSAD Altın Madalyasını alırken

BUFSAD Altın Madalyasını alırken


Sahne düzenini ve gösterinin genel organizasyonunu yöneten profesyonel bir ekip var. Bu ekip, TV reji sistemi ile de çalışarak salonda sabit ve seyyar haldeki 6 kamerayı da yönetiyordu. Bu kameralardan yansıyan görüntüler (söz gelimi adınız okunduğunda sahneye çıkarken) anında ana ekranın yanındaki yardımcı ekranlara transfer ediliyor.

 


Galanın açılışı, Dr.Chris Hinterobermeier konuşurken

Galanın açılışı, Dr.Chris Hinterobermeier konuşurken


Kullanılan kameradan projeksiyon makinelerine kadar her şey en üst kalitede. Ana ekranın boyutu 3×5 metre idi ve 1.5 m büyüklüğündeki bir projeksiyon cihazı ekrana sürekli HD görüntü gönderiyordu.

Fotoğrafçıları sahneye gruplar halinde çıkartıyorlar ve aralarından seçilmiş olan üç kişi ile röportaj yapıyorlar. Ne mutlu ki röportaj yapanlardan biri BUFSAD üyesi Önder Turacı idi.

 


Önder sahnede

Önder sahnede


Röportaj sırasında, fotoğrafçının da fotoğrafları ekrana yansıyor ve ortaya yukarıda gördüğünüz etkileyici manzara çıkıyor.

Bilgi için, TSC’yi düzenleyen aynı ekip, Katar’daki Al Thani Award fotoğraf yarışmasını da anahtar teslimi organize ediyor. Bir anlamda bu bir iş, FIAP destekli olarak ticarete dökülmüş durumda.

 


BUFSAD Heyeti, Dr.Hinterobermeier ile

BUFSAD Heyeti, Dr.Hinterobermeier ile


Gecenin sonunda, konukseverliğini esirgemeyen Dr.Hinterobermeier’e ve masamızı paylaştığımız Macar dostlarımıza veda ederek otelimize döndük.

Sonuç olarak şunu söyleyebilirim ki böylesi büyük ve attığı her adım sponsorlarca ödenen (36 tane var) bir organizasyon doğal olarak bir hobi yarışmasından çok bir ticari işletmeyi andırıyor. Her ticari işletme gibi tüm paydaşları için iyi sonuçlar yaratmak peşinde, yani katılımcılar (30% u en azından sergileme alıyor), FIAP (onay veriyor, ana sayfada reklam da var), sponsorlar (böylesi büyük bir organizasyonla çok etkin tanıtım yapıyorlar) ve elbette, düzenleyiciler. Kişi başı katılımın 40 Euro’dan başladığı ve kategori arttıkça yükseldiği bir yarışmadan söz ediyoruz.

Bununla birlikte, tüm dünyadaki amatör fotoğrafçılarda yarattığı ciddi heyecana da tanık olmamak elde değildi.

Esas mesele şu ki, böylesine ciddi organizasyon ve iyi sonuçlar üretmesi için bir yarışmanın bu seviyede profesyonelce yapılması gerekiyor.

Bizim yarışmalarımız da bu gibi organizasyonel seviyelere gelebilir.

Trierenberg’den öğreneceğimiz çok şey var.

Bu vesileyle, Trierenberg’de ödül kazanan Deniz Köse, Arif Miletli, Galip Çetiner, Leyla Şirin, Osman Önder, Önder Turacı, Ömer Yağlıdere, Cem Gençler, Yusuf Dülgeroğlu ve Zeynep Diniz’den kurulu BUFSAD ekibini ve ayrıca bireysel altın madalya kazanan Önder Turacı ve Ömer Yağlıdere’yi tekrar kutluyorum.

{ 8 comments }

Nefes Kesici Portreler Çekmek için 10 İpucu

by Utku Kaynar on 12 Kasım 2009 · 13 comments

in Blog

Kaynak : Digital Photography School

Portre, kişinin dünyasına dair izleri portrenin kendisinde yansıtması gerektiğinden ötürü fotoğrafın en zor alanlarından biri kabul edilir.

Bugün, Digital Photography School’da yayınlanan “10 Ways to Take Stunning Portraits” isimli makaleyi paylaşacağım.

En hoş portreler, genellikle kuralları en fazla zorlayanlar arasından çıkıyor. Ya da kuralları değiştirenlerden. Fotoğraflarınızdaki kurgu algısını bozacak bir rastgelelik etkisi de çok önemli.

Aşağıdaki ipuçlarını uygulayarak portrelerinizi geliştirebilirsiniz.

1. Perspektifinizi Değiştirin

Çoğu fotoğrafçı portrelerini göz hizasından çekmeye çalışır. Bu izleyicinin geçerli algı mekanizmasını kırmaz, ancak hayranlık uyandıracak portre çoğu zaman göz hizasında değil, altta veya üsttedir.



Fotoğraf : Striatic

Fotoğraf : Striatic



Fotoğrafı çekerken yükselebildiğiniz kadar yükselin ya da yere mümkün olduğunca yaklaşın. Her koşulda konunuzu ilgi çekecek bir perspektiften çekiyor olacaksınız.



Fotoğraf : TeeRish

Fotoğraf : TeeRish



2. Göz Temasıyla Dans Edin

Göz teması, portrelerde en önemli bileşendir. Çoğu portre doğrudan objektife bakan gözler ile çekilse de, denenecek başka birşeyler de mevcut.

a. Kadrajın dışına dönük bakışlar

Modelinize, gözlerini makineden başka bir şeylere yöneltmesini söyleyin. Bu bir tür habersiz fotoğraf etkisi yaratacak ve izleyicileri modelin baktığı yer konusunda merakta bırakacaktır. Burada önemli olan, modelin yüzünün bir tür duygu barındırmasıdır, merakı esas çekecek olan budur. Ancak şunu da aklınızda tutun, modeliniz ters tarafa baktığında izleyicinin dikkatini ilgi merkezinin dışında başka bir yere çekme olasılığınız da bulunmaktadır.



Photo by monicutza80

Photo by monicutza80



b. Kadrajın İçine Dönük Bakışlar

Alternatif olarak, modelinizin (veya konunuzun) kadrajın içinde bir şeye veya birine bakmasını da sağlayabilirsiniz. Topa bakan bir çocuk, bebeğine bakan bir kadın gibi.. Böyle bir kompozisyonu kurduğunuzda, kadrajın içinde ikinci bir ilgi merkezi yaratacak ve bu merkezle birincisi arasında bir ilişki kurmuş olacaksınız. Bu da fotoğrafınızın etkisini artıracaktır. Aynı zamanda, hikayesi olan bir fotoğraf ortaya çıkacaktır.



Photo paulbence

Photo by paulbence



3. Kompozisyon kurallarının dışına çıkın

Bildiğiniz gibi kompozisyonun alışılmış pek çok kuralı var, ve çoğumuz da onlarla bir sevgi/nefret ilişkisi yaşıyoruz. Onları öğrenmek şart, ilk zamanlarda kullanmak ta gerekli. Ancak onlar yıkılmaz tabular değiller ve onların dışına çıktığınızda da çok tatmin edici sonuçlar alabiliyorsunuz.

Üçte bir kuralı ilginç bir örnek. Modelinizi ölü alana yerleştirmek veya kenarlardan birine konumlandırmak aşağıda görüldüğü gibi çok etkileyici sonuçlar üretebiliyor.



Fotoğraf : Zanotti

Fotoğraf : Zanotti



Bu footğrafta modelin kadrajın dışına bakan gözleri ve arka plandaki netsizlik fotoğrafın bütününe önemli katkı yapıyor.

Kompozisyondaki başka bir klasik kural, modelinize bakış boşluğu bırakmak. Bu çoğu zaman geçerli olmakla birlikte bazen kurallar eğilip bükülebiliyor. Aşağıdaki fotoğrafta olduğu gibi.



Fotoğraf : Bukutgirl

Fotoğraf : Bukutgirl



4. Işıkla Deneyler Yapın

Portrelerinizi ışıldatacak bir başka yöntem de şüphesiz ışığı nasıl kullandığınız. Işığın portrede nasıl kullanılacağı konusunda sınırsız seçenek var. Yanal ışık genellikle fotoğrafa derinlik ve duygu verecek, ters ışık ise objelerinizin konturlarını öne çıkartarak güçlü görsel etkiler yaratacaktır.



Fotoğraf : Bukutgirl

Fotoğraf : Bukutgirl



5. Modelinizi rahat alanının dışına çıkarın

Herkesin kendini içinde rahat hissettiği (dolayısıyla kalkanlarına, duvarlarına alışık olduğu) bir rahat alanı vardır. Psikolojide buna Comfort Zone deniyor. Kişinin kendisini güvende hissettiği bölge. Deney gösteriyor ki, kişi ne kadar rahat alanının, alışık olduğu ortamın veya fiziksel jestlerin dışına çıkarsa kendini o kadar ele verir. Bir başka deyişle, en iyi portrelerin ortaya çıkma şansı belirir.



Fotoğraf : TeeRish

Fotoğraf : TeeRish



6. Habersiz çekim yapın

Ne yaparsanız yapın, bazı fotoğraflar bir şekilde poz verdirilmiş görünüyor. Bu nedenle bazı işlerde en iyisi, insanları günlük, hazırlıksız halleri ile yakalamak. Bunun için insanları sevdiği işleri yaparken yakalamaya çalışın. Bu onları rahatlatacak ve sizin ortamda fotoğraf çekiyor oluşunuzun etkisini azaltacaktır.

Bu durum özellikle çocuklarda etkilidir.



Fotoğraf : Phitar

Fotoğraf : Phitar



7. Öteki objeleri fotoğrafa dahil edin

Tamam, biliyorum. O zaman ilgi merkezini dağıtmış olacaksınız. Bununla birlikte başka bir ilgi merkezi yaratmak her zaman portrenizi zayıflatmaz, bazen güçlendirir. Evet, ilgi merkezini dağıtarak çok fazla risk almış oluyorsunuz. Ama bunu yaparak (bütün fotoğraflarda değil, bazılarında) fotoğrafın içine bir öykü koyuyor ve bir hikaye de yaratmış oluyorsunuz.



Photo : Mrs.Maze

Photo : Mrs.Maze



8. Vücudun belirli bir kısmına odaklanıp yaklaşın

Yeterince geniş açı bir objektif ile, vücudun belirli bir kısmına yaklaşıp çevreyi de içine alan ilginç fotoğraflar yakalayabilirsiniz. Bir kişinin gözleri, elleri, veya vücudunun belirli bir kısmı çok etkili bir portre yaratabilir. Aynı zamanda, izleyicinin hayal gücünü de harekete geçirecektir.

Bazen, fotoğrafa dahil edilmeyenler, fotoğrafa dahil edilenlerden daha fazla şey söyler.



Fotoğraf : Bukutgirl

Fotoğraf : Bukutgirl



9. Objenizin bir kısmını gizleyin

Yaklaşma konseptine ilişkin bir çeşitleme de, objenizin bir kısmını gizlemektir. Bunu giysiler, eller, kadrajlama veya ışık yardımı ile yapabilirsiniz. Bu yöntem izleyiciye yeterince hayal gücü verirken aynı zamanda onları fotoğrafın sizin istediğiniz bölümüne odaklayacaktır.



Fotoğraf : BigBlonde

Fotoğraf : BigBlonde



10. Seri Fotoğraf kullanın

Bazen bir fotoğrafta anlatılamayacak şeyler, yan yana getirilmiş seri fotoğraflarda kendini daha iyi açığa vurur. Özellikle dijital teknolojinin sağladığı olanaklarla bu kolayca başarılabilir. Makinenizi seri çekim moduna alıp, ardışık olarak fotoğraflar üretin, sonra da bunların arasından seçtiklerinizi birleştirin. Bu teknik özellikle çocuklar veya aktif (hareketli) konularda işe yarayabiliyor.



Fotoğraf : Diyosa

Fotoğraf : Diyosa



Bugün portre fotoğrafı çekerken işlerinizi diğerlerinden otomatik olarak ayıracak bazı ipuçlarını paylaştık. Portre fotoğrafı çok önemli, ilerleyen haftalarda bu konuyla ilgili daha çok yazı olacak.

Aşağıda, benzer kategorilerdeki yazıları da bulabilirsiniz. Yazının sonuna yorum yazmayı unutmayın.

Dostlukla,

Utku

{ 13 comments }

BUFSAD‘ın geçtiğimiz yıl konuğu olan, dünyaca ünlü fotoğrafçı Ami Vitale’in yeni web sitesine bir bakmanızı öneririm.

AmiVitale.com

AmiVitale.com

Bu sitede Ami, yalnızca günümüzde sıkça kullanılan blogların en ünlü yazılımı, aynı zamanda bu sitenin de altyapısını oluşturan WordPress’i kullanmış. Ancak bir farkla : Ami, ünlü profesyonel fotoğraf saklama çözümü PhotoShelter‘daki fotoğraflarını bir yazılım yardımı ile dikişsiz biçimde wordpress’e, yani kendi bloguna aktarabilmiş.

Bu sayede, tüm fotoğrafların etiketlerinden oluşan dünyadaki yerler bir etiket bulutu olarak karşımıza çıkıyor.

Giriş fotoğrafının altında bulunan etiketlere tıkladığınızda, o coğrafi bölgede Ami’nin çektiği fotoğraflara ulaşabiliyorsunuz. Aynı zamanda, çeşitli kategoriler altında (fotoğraf, multimedya, blog gibi) Ami’nin siteye gönderdiği son yazılara da bakabiliyorsunuz.

Fotoğrafçı olup hep izlenimlerini, hem de fotoğraflarını paylaşmak isteyenler için amivitale.com çok şey vaadediyor.

Ami Vitale ve Utku Kaynar, Ekim 2008

Ami Vitale ve Utku Kaynar, Ekim 2008

Okuduğunuz için teşekkürler,

Utku

{ 0 comments }

Göbeğini Kaşıyan Fotoğrafçı

by Utku Kaynar on 08 Kasım 2009 · 15 comments

in Blog

Dikkat, çıkabilir!!

Dikkat, çıkabilir!!

Onu tanıyorsunuz.

O göbeğini kaşır. Herhangi bir sorumluluk hissetmediği şeylerden ötürü insanlar rahatsızlığını dile getirdiğinde “göbeğini kaşıyan adam”dır o.

“Ne vınaklıyo bunlar” diye düşünür. Hem o ne zamandır, mesela bir yıldır filan fotoğraf çekmektedir. Geçenlerde yeni başlayan bir çocuk gelip soru sorduğunda nasıl da gururlanmıştır…

Bildiği tek fotoğraf biçimi, kendisine öğretilen “abc” dir ve bundan dışarı çıkmaz. Çıkanların, “hoca”ların kurallarını yıkan haddini bilmezler olduğunu düşünür.

Sümüklü çocuğu kadrajda üçte bire oturtur. Arkadaki karışıklığı photoshop’ta halledecektir nasıl olsa.

Her yaşlı, buruşuk suratlı köylü teyze fotoğraftır onun için, bir şehirli edasıyla nasılsın teyze demeyi, “Gonya’da gonuştuk” demeyi halka yakınlık sayan büyüklerinden öğrenmiştir.

Ve yukarıdaki soruya yanıt verip fotoğrafını çektiren hiç bir “teyzesini” hatırlamaz.

Arşivindeki on bin küsür fotoğrafından on tanesini anca bastırmıştır. Basılı fotoğrafı, fuzuli masraf kabul eder. Sergi açmaktansa, iki üç sitede günün fotoğrafçısı seçilse onun için daha değerlidir.

Internette gösterilen her görüntüyü fotoğraf, söylenen her şeyi doğru zannetmektedir.

Portfolyosunda hem makro çekilmiş sinek, hem mimari, hem manzara, hem de mesela döküm işçisinin güzel fotoğraflarının bulunmasının iyi bir şey olduğunu düşünür.

İki saattir düzeltmekle uğraştığı portreyi fotoşoplarken, bir yandan da yeni katıldığı sitede günün fotoğrafçısı olmanın ne menem bir durum olduğunu merak etmektedir. Bu fotoğrafı yükleyince hepsini arayıp puan vermelerini isteyeceği için, aranacaklar listesindeki arkadaşlarını düşünmektedir.

Fotoğraf kitabı okumaz, merak edip kütüphaneye dahi bakmaz. Bunları alanlar paralı züppelerdir onun için.

Süreli yayınları takip etmez.

Çok gerekiyorsa, merak edip “bi bakıver ne diyor” diye sorduğu hocası, kankaları vardır.

Onun için gereksiz bir zahmettir bu.

Rembrandt’ı duymamıştır, Van Gogh’u kulağını kesmesinden bilir. Sanat akımlarının bir ikisinin adını bilse amma da entel olacaktır ama, neyse…

Şiir onun için ilkokuldan nahoş bir anıdır. Edebiyat ise son çıkan Metal Fırtına romanı.

Dünyanın her tarafından fotoğrafçılar yaşadığı kente geldiğinde, evinde sakin sakin “Yaprak Dökümü” seyretmektedir. Zaten o adam veya kadın ne söyleyecektir ki, onun bilmediği?

Ayrıca bu akşam o dizide Ferhunde’nin ne diyeceği daha önemlidir.

Salgado’yu Real Madrid’li futbolcu zannetmektedir.

Tüm bu ciddi konular onu sıkar, fotoğraf bir eğlence aracıdır sadece. Başkaları çok ciddiye almaktadır.

Fotoğraf merkezleri, dernekler, okullar onun için ikamesi internette bulunan şeylerdir. Internette her şey yapılabildiğine göre, neden sergi de açılmasın, fotoğraf günleri filan orada yapılmasındır?

Göbeğini kaşıyan fotoğrafçıdır o.

Bulunduğu kentte söyleşiler, sergiler, festivaller, bienaller yapıldığında bıyık altından gülmektedir.

Ve bu ülkenin fotoğrafında bugünkü hakim renk, ne yazık ki onun tonlarından bezelidir.

{ 15 comments }