Etiket arşivi ‘fotoğraf yarışmaları’ tag
Fotoğraf Yarışmaları ve Fotoğrafçı Hakları
Merhaba,
Uzun bir aradan sonra yine birlikteyiz. Bu yazıyı, Rob Haggart’ın Fotoğraf Yarışmaları üzerine konu aldığı şahane makalesinden ilham alarak yazıyorum. Orjinaline buradan ulaşabilirsiniz.
İzninizle, önce bazı tespitler yapmak istiyorum.
Türkiye’de fotoğraf yarışmalarına katılan, hatta hayattaki amacı sadece bu yarışmalarda yarışmak olan pek çok fotoğrafçı var. Bu durum sadece bize özgü değil, Avrupa’da ve Ortadoğu’da pek çok ülkede böyle bu. Bu nedenle Trierenberg SuperCircuit gibi yarışmalar çok popüler ve binlerce kişi katılıyor.
Aynı zamanda, FIAP’ın uluslararası kurallarına göre AFIAP, EFIAP vb. ünvanları alabilmek için uluslarası yarışmalarda sergileme derecesi almanız gerekli. Bu ünvanların ne işe yaradıklarını bilmiyorum, doğrusunu isterseniz bir fotoğrafçının uluslararası anlamda tanınırlık elde edebilmesi için de böylesi ünvanlara ihtiyaç duyduğunu zannetmiyorum, ancak konu uluslararası boyutlarda bir ticarete de çaktırmadan dönüştürülmüş durumda.
Bakın nasıl : Ülkemiz dışında düzenlenen, büyük uluslararası fotoğraf yarışmaları genellikle bir başvuru ücretini de içeriyorlar. Binlerce kişinin katıldığı yarışmaların şartnamelerinde, 30%, 35% gibi oranlarda sergileme verildiği yazıyor. Ünvan almaya istekli fotoğrafçının aradığı şeyin ta kendisi! Her üç fotoğrafın birine sergileme verildiği gözönüne alınırsa, ünvan almak ve fotoğrafçılığını tescillemek (!) isteyen binlerce kişi bu yarışmalara başvuruyor. Sponsorluk gelirlerini de katarsanız, yüzbinlerce euroluk bütçelerle karşı karşıyayız. Elbette FIAP bu süreçte yarışma organizatörlerinden, sonrasında ünvan alımı sırasında katılımcılardan çeşitli ücretler alıyor. Yarışma organizatörleri de kazanıyor, fotoğrafçılar da ünvanlarını alıyor.
Adını koyalım mı : FIAP, ücreti karşılığında ünvanı satıyor.
Buraya kadar bir sorun yok, alan ile satan razı ise bundan bize ne? Normal bir fotoğraf yarışması organizasyonunda ücreti ödeyen fotoğrafçıların eserleri değerlendirmeye alınır, değerlendirilir, sergileme kazanan eserler dahil olmak üzere belirli bir satınalım yapılır (veya yapılmaz) ve fotoğraflar yarışma katalogunda kullanılır, istenirse yarışmanın promosyonunun yapılacağı materyallerde (sonraki seneler için) kullanılır ve dereceye giren, giremeyen bütün fotoğraflar geri gönderilir.
Fotoğraflar genellikle tek tek değerlendirildiği için fotoğrafçı değil, fotoğraf değerlendirilir ve bir sonraki sene kazananları kimse hatırlamaz.
Test edin, üç sene önce ulusal/uluslararası fotoğraf yarışmalarında kazanan fotoğraflardan hangilerini hatırlıyorsunuz? TFSF Almanakları olmasa, bir arşiv çalışması dahi olmayacak.
FIAP yeni yaptığı düzenlemelerle ünvanları öylesine peynir ekmek gibi dağıtmaya başladı ki, AFIAP gibi giriş ünvanlarının değeri tartışılır hale gelmek üzere.
Bu işin yabancı kısmı. Yerli yarışmalara ne diyelim?
Ulusal Yarışmalar ve Fotoğrafçı Hakları
TFSF’ye başvurusu yapılan (ve şartnamesi bu haliyle reddedilen) bir yarışma şartnamesinden alıntı:
(…) Yarışmaya katılan fotoğrafların her türlü hakları yarışmayı düzenleyen kuruma aittir. Fotoğrafçı, dereceye giremese dahi fotoğrafları üzerinde herhangi bir hak iddia edemez (…)
En sonra söyleyeceğimi en başta söyleyeyim: Ülkemizde, fotoğraf sanatına destek olmak için yarışmalar düzenleyen özverili, fotoğrafsever kurumlar olduğu gibi, ajanslara vereceği paranın beşte birine reklam fotoğrafları çektirmek amacını güden ve fotoğrafçı haklarını hiçe sayan kurumlar da var!
Yukarıdaki şartname bir örnek, ama her yıl böyle onlarca örnekle karşı karşıyayız. Kaldı ki, firmasının, belediyesinin reklamını yaptırmak için gelen fotoğrafları herhangi bir izin almaksızın kullanan kurumlar da var. TFSF onayının dışında yapılan yarışmalar bunlar. Söylemeye gerek yok, fotoğrafçıya şartname dışı kullanımlar için bir ödeme yapıldığına ben bugüne kadar pek rastlamadım, bir kaç örnek haricinde.
Fotoğraf bir eserdir. Her fikri eser gibi, telifi ve bir maddi karşılığı vardır, alınıp satılabilen bir metadır. Türkiye’de fotoğrafçılar, ünvan veya başka nedenlerle yarışma fotoğrafçılığı iştahına kendilerini kaptırdıkları zaman, işte yukarıdaki örnekleri gibi gizli veya açık sömürüye bütün kapılarını açmaktadır. Üstelik te bu, neredeyse gönüllü bir anlayışla yapılmaktadır.
Kaldı ki, yarışma başarısı hırsı bu ülkede öylesine örnekler yaratmıştır ki, şartnamelerde yazan kuralların açık ihlali ile nitelikli sahtekarlık yapan sözde fotoğrafçılar türemiştir.
Yarışmalar ile ilgili fotoğrafların değil fotoğrafçıların değerlendirildiği, fotoğrafların şartnameye uygun kullanıldığı, fotoğrafçıların haklarının korunduğu, telif ve ödül ücretlerinin zamanında ve tam olarak ödendiği, ödül kazanan eserlerin bir başka fotoğraf dalının (tanıtım fotoğrafı gibi) ikamesi olarak kullanılmadığı yarışmalar gerekli.
Bu düzene dur diyecek olan, sonuç itibariyle yine fotoğrafçılardır. Fotoğrafçılar, kendi mecralarının etik tarafına sahip çıkmadıkları, buna dair bir bilinç oluşturmadıkları zaman, bu alan her zaman ucuz emek sömürüsüne açık olacaktır.
Bir Fotoğraf Yarışması Ödül Töreninden İzlenimler
Trierenberg Super Circuit yarışmasının ödül töreni, 19 Ekim 2009 Pazartesi akşamı Avusturya’nın Linz kentinde yapıldı. Bursa Fotoğraf Sanatı Derneği olarak iki bireysel, bir dernek altın madalyası ile ödüllendirildiğimiz için galaya davet edildik, ve davete icabet ederek gittik.
Hepimizin, fotoğraf yarışması organizasyonu ile ilgili algısını değiştiren bir gece oldu. Aşağıda, bu geceden izlenimlerimi bulabilirsiniz.
Dünyanın En İyi Fotoğrafları (!)
Törene üstünde dünyanın en iyi fotoğrafları yazan, bu yılın kataloğuna da kapak olmuş bir afişin önünden girdik. Etkinliğin (yarışmanın) 36 sponsorunun logolarının önünden geçerek. Tören, Linz kentinde Design Center isimli merkezde yapılmaktaydı. İçeride, konularına göre seçilmiş bulunan yaklaşık 200 fotoğraftan oluşan bir sergi bizi bekliyordu.
Fotoğrafların arasında yarışma birincisi Howard Schatz’dan, Önder Turacı’nın ödüllü fotoğraflarına, sergileme alan eserlerden tematik seçkilere kadar her şey vardı.
Bunu da görünce anladık ki, TSC dünyanın en kalabalık katılımlı fotoğraf yarışmalarından biri. Yaklaşık 4000 kişi katılıyor her yıl, ve bu en az rakam. Bu katılımın 30%’una ödül veya kabul (acceptance) veriyorlar. Etkinliğin bu denli çok ilgi görmesinin ana unsuru bu durum.
Profesyonellik, profesyonellik
Profesyonelce düzenlenmiş bir gala organizasyonu, daha ilk dakikadan itibaren kendini belli etti. Gala salonu bütün davetlilerin masa düzenleri ile birlikte düğün gibi süslenmişti. Sahnede bulunan üç tane dev ekran ile ne yapacakları sorusu, bir süre sonra yerini gösterilerden aldığımız keyfe bıraktı.
Yaklaşık 350 davetlinin geldiği gecede hiçbir şey şansa bırakılmamış.
Örneğin, size madalyanızı sahnede vermiyorlar. Bunun için bir “al-götür” standı kurulmuş, isminizi (veya organizasyonunuzun ismini) söyleyip madalyanızı görevli hostesten alabiliyorsunuz. Bu esnada yine görevli fotoğrafçı gelip fotoğrafınızı çekiyor.
Sahne düzenini ve gösterinin genel organizasyonunu yöneten profesyonel bir ekip var. Bu ekip, TV reji sistemi ile de çalışarak salonda sabit ve seyyar haldeki 6 kamerayı da yönetiyordu. Bu kameralardan yansıyan görüntüler (söz gelimi adınız okunduğunda sahneye çıkarken) anında ana ekranın yanındaki yardımcı ekranlara transfer ediliyor.
Kullanılan kameradan projeksiyon makinelerine kadar her şey en üst kalitede. Ana ekranın boyutu 3×5 metre idi ve 1.5 m büyüklüğündeki bir projeksiyon cihazı ekrana sürekli HD görüntü gönderiyordu.
Fotoğrafçıları sahneye gruplar halinde çıkartıyorlar ve aralarından seçilmiş olan üç kişi ile röportaj yapıyorlar. Ne mutlu ki röportaj yapanlardan biri BUFSAD üyesi Önder Turacı idi.
Röportaj sırasında, fotoğrafçının da fotoğrafları ekrana yansıyor ve ortaya yukarıda gördüğünüz etkileyici manzara çıkıyor.
Bilgi için, TSC’yi düzenleyen aynı ekip, Katar’daki Al Thani Award fotoğraf yarışmasını da anahtar teslimi organize ediyor. Bir anlamda bu bir iş, FIAP destekli olarak ticarete dökülmüş durumda.
Gecenin sonunda, konukseverliğini esirgemeyen Dr.Hinterobermeier’e ve masamızı paylaştığımız Macar dostlarımıza veda ederek otelimize döndük.
Sonuç olarak şunu söyleyebilirim ki böylesi büyük ve attığı her adım sponsorlarca ödenen (36 tane var) bir organizasyon doğal olarak bir hobi yarışmasından çok bir ticari işletmeyi andırıyor. Her ticari işletme gibi tüm paydaşları için iyi sonuçlar yaratmak peşinde, yani katılımcılar (30% u en azından sergileme alıyor), FIAP (onay veriyor, ana sayfada reklam da var), sponsorlar (böylesi büyük bir organizasyonla çok etkin tanıtım yapıyorlar) ve elbette, düzenleyiciler. Kişi başı katılımın 40 Euro’dan başladığı ve kategori arttıkça yükseldiği bir yarışmadan söz ediyoruz.
Bununla birlikte, tüm dünyadaki amatör fotoğrafçılarda yarattığı ciddi heyecana da tanık olmamak elde değildi.
Esas mesele şu ki, böylesine ciddi organizasyon ve iyi sonuçlar üretmesi için bir yarışmanın bu seviyede profesyonelce yapılması gerekiyor.
Bizim yarışmalarımız da bu gibi organizasyonel seviyelere gelebilir.
Trierenberg’den öğreneceğimiz çok şey var.
Bu vesileyle, Trierenberg’de ödül kazanan Deniz Köse, Arif Miletli, Galip Çetiner, Leyla Şirin, Osman Önder, Önder Turacı, Ömer Yağlıdere, Cem Gençler, Yusuf Dülgeroğlu ve Zeynep Diniz’den kurulu BUFSAD ekibini ve ayrıca bireysel altın madalya kazanan Önder Turacı ve Ömer Yağlıdere’yi tekrar kutluyorum.








