Etiket arşivi ‘carolyn cole’ tag
Bir anlatım dili olarak fotoğraf…(3) : Kişisel Tarzın Peşinde
Ernest Hemingway ile Orhan Pamuk’u birbirinden ayıran özellik nedir ?
Nazım Hikmet ile İlhan Berk neden birbirinden ayrılır ?
Neden, evlenirken, ehliyet alırken, bankadan kredi çekerken kullandığınız imzanız başkasınınkine benzemesin diye uğraşırsınız?
Çünkü imzanız kişiliğinizi yansıtır. Tarz veya üslup, yazarları, ressamları, sanatçıları birbirinden ayıran şeydir.
Belirli bir seviyeyi geçtikten sonra fotoğraf tekniği sadece yolunuzdan çekilmesi gereken bir şeydir. Anlatıma katkıda bulunmak üzere, diğer bileşenlerle bir arada kullanılması gereken bir araç.
Hepsi budur. Gerisi sizin fotoğraflarınızla ifade etmek istediklerinizde yatar. Eğer bir şeyler anlatmak istemiyorsanız, fotoğraflarınızın kendi kendine bir şeyler söylemesini bekleyemezsiniz.
Bu sitede son iki yazıda anlatılan (Bir anlatım dili olarak fotoğraf – Bölüm 1 & Bölüm 2) tüm bileşenler ve bilgiler sizin bir şeyler söylemek istemeniz halinde kullanabileceğiniz araçları içermektedir. Farklı bileşenleri bir araya getiren fotoğraflar farklı şeyler söyler.
Esas soru her zaman şudur : Siz ne söylemek istiyorsunuz ? Fotoğraf her zaman bir anlatım aracıdır, ama David Hurn’ün ünlü benzetmesi hatırlanacak olursa fotoğrafı bir şeyler anlatmak kaygısı olmadan yapmak, bir arabayı seksi görünüşü nedeniyle, mühendislik özellikleri nedeniyle, size vereceği statü nedeniyle almaya benzer. Ancak araba sizi bir yere götürmüyorsa, sizin için tamamen yararsızdır.
Fotoğraf ta aynen öyledir işte.
Bu yazıda fotoğrafı bir anlatım dili yapan bileşenlerin nasıl bir araya getirileceğinden ve bunlar kullanılarak nasıl kişisel tarz içeren bir anlatım dili yakalanacağından bahsedeceğiz. Elbette, bunu yaparken ünlü fotoğrafçıların işleri de bizlere rehberlik edecek.
Farklı Öğeleri Kullanmak
Kabul etmek gerekir ki fotoğraf çekme işi genellikle içgüdüsel olarak işleyen bir süreçtir. Ancak fotoğrafçı, başlangıçta yavaş yavaş ve sonra daha hızlı olarak çektiği fotoğraflardaki bileşenlere hakim olma duygusunu geliştirirse, bireysel bir tarz kendiliğinden gelişmektedir.
Bir çok elementin aynı örnekte kullanıldığı fotoğraflara bir kaç örnek verelim :

Carolyn Cole, LA Times : Hindistan'daki dilenci çocuklar, aileleleri tarafından işten kaçmasınlar diye ayaklarından zincirleniyor.
Yukarıdaki fotoğrafta ışık kalitesi, katmanlar, sürpriz ve duygu bileşenleri, üçte bir kuralı ile birlikte uygulanmaktadır. Fotoğrafa güçlü bir giriş noktası da, genç kızın yüzü olarak kullanılmaktadır. Göz öncelikle çocuğun ifadesine, sonra ayaktaki zincire, sonra arkada bekleyen -anne olduğu anlaşılan- kadına ve en son olarak ta onları hem fiziksel, hem de kavramsal olarak bölen, karşıtlığı yaratan direğe -tekrar- odaklanmaktadır.
Tüm bu bileşenlerin bu şekilde kullanılması, fotoğrafı güçlü kılmaktadır.
Bu fotoğrafta da bu sayfada sunumunu görebileceğiniz James Nachtwey, Pakistan’daki Taliban sonrası durumu anlatırken grafik etkiyi, giriş noktasını, mekan duygusunu ve ruh halini kullanmıştır. Fotoğrafa giriş yaptığımız nokta kadın olduğunu anladığımız (!) kişinin mezar başındaki figürüdür. Mekan duygusu ile buranın bir mezarlık olduğunu ve grafik etki ile önümüzdeki gördüğümüz sahnenin diğer mezarlar için de tekrarlandığı duygusu ile sarsılırız.
BUFSAD Belgesel Atölyesi’nin Dağ Köyleri projesi kapsamında çekilen bu fotoğraf, mekan duygusu, katmanlar ve ışık kalitesi bileşenlerini etkili kullanmaktadır. Adamın bakışı, arkadaki kızı, mekan duygusunun fotoğrafçının doğru noktadan fotoğraf çekmesi ile etkin biçimde aktarılması pasif anlatımlı bir fotoğraf ortaya çıkarmakta ve güçlü bir çevresel portre (environmental portrait) yaratmaktadır.
Gezi fotoğraflarında dramatik etki yakalamanın en önemli yolu, ışık kalitesine dikkat etmektir. Işık kalitesine dikkat, genellikle yukarıdaki gibi her gün karşılaşabileceğiniz sahnelerden dramatik etkiye sahip fotoğraflar çıkarır.
Fotoğrafçı, burada ışık kalitesi, anlamlı an ve mekan duygusunu birlikte kullanmaktadır. Bu noktada, anlamlı an’da deklanşöre basılması önem kazanmaktadır.
Aynı bileşenlerin başarıyla kullanıldığı bir başka fotoğrafı da aşağıda bulabilirsiniz.
Kişisel Bir Tarzın Peşinde
Sanatta ve hayatta, her ne kadar acımasız da olsa gerçek olan bir olgu vardır : Taklit, aslını yaşatır.
Sizi siz yapan bir anlatım diline, bir tarza, bir üsluba yönelmeniz sizi her hafta sonu fotoğraf çekmeye giden amatör güruhundan derhal ayıracaktır. Ancak unutmayın, bu bir yolculuktur, kişisel tarzınız da sizin kişiliğinizin geçirdiği değişimlerle birlikte evrim geçirecektir.(Bkz. Picasso’nun dönemleri)
Tarzınızı ararken pek çok farklı tarzı taklit edebilirsiniz, bunda bir sorun yok; bir şartla : Aklınızda her zaman, eninde sonunda kendiniz olmak, kendinizi gerçekleştirmek olmalıdır. Kendiniz olarak, kimseninkilere benzemeyen fotoğraflar çekmek, kimseninkine benzemeyen bir anlatım dili yakalamak.
Kabul ediyorum, zor. Yapmak zorunda da değilsiniz. Pekala, başkalarınınkine öykünen fotoğraflar çekerek şahane övgüler de alabilirsiniz.
Ama bilmelisiniz ki, kendiniz olmadığınız sürece fotoğraflarınız hep asıllarını yaşatacaktır! Bu yazının geri kalanı, kimseye benzemek istemeyenler için yazılmıştır.
Mercek Altında : Alex Webb
Alex Webb, tarz olarak katmanları yoğunlukla kullanan bir fotoğrafçıdır. Aynı Nikos Economopoulos gibi, fotoğraflarında katmanlar ve katmanlar arası geçişler çok önemlidir. Yukarıda gördüğünüz fotoğraftan başlayarak, Webb’in Istanbul kitabı için çektiği aşağıdaki fotoğrafları inceleyin ve katmanları çözümlemeye çalışın.
Görebileceğiniz gibi, fotoğrafçının tarzı bir fotoğraftan diğerine aynı kalarak benzer gramere sahip fotoğraflar yardımı ile, “kendi bakış açısından” Istanbul’u anlatmaktadır. Bazılarını değiştirerek te olsa, genellikle fotoğraflarında bu yazı içinde sunulan bileşenlerden bir kaçını seçmesi ve kullanması belirgin bir tarza işaret etmektedir.
Mercek Altında : Ami Vitale
Benzer biçimde 2008 Ekim ayında BUFSAD’ın konuğu olan Ami Vitale‘in de tarzında, birbirini tekrarlayan öğeler kolaylıkla bulunabilir. Bu öğeler, genellikle Vitale’in kişiliğinden kaynaklanan samimiyete ve içtenliğe dayanan duyguyu ön plana çıkarmaktadır. Fotoğrafları birbirleri ile kıyasladığınızda kolaylıkla farkedeceksiniz ki Vitale insanlara daha fazla yaklaşmakta, daha duygusal bir bakış ile bakmaktadır. Webb’in işleri bunun tersi, “insanların içinde bir yabancı” izlenimini uyandırmaktadır.
Ami Vitale’in tarzını ayrı kılan öğeler ışık kalitesi, grafik, duygu ve giriş noktasıdır. Aşağıdaki fotoğraflarından bu öğeleri ayırmaya çalışmak sizin için iyi bir egzersiz olacaktır.

© Ami Vitale, Gujarat, Hindistan : Çocuğunun öldüğünü az önce öğrenen kadını arkadaşları sakinleştirmeye çalışıyor. | Duygu, Işık Kalitesi, Grafik
Görüldüğü gibi, aynı Webb gibi Vitale’in de kişisel anlatım dili, aynı elementleri farklı kombinasyonlarla kullanmaktadır.
Kişisel Tarzınızı Oluştururken
Bu blog’da daha önceki yazılarda da ifade edildiği üzere, taklitler asıllarını yaşatır ama sizi de kişisel tarza yöneltecek şey çoğunlukla öykünme eylemi olacaktır, ancak öykündüğünüzün farkında olarak.
İyi fotoğrafçılar çektiklerinden daha fazla fotoğrafa bakarlar. Bu sizin imgeleminizi canlı tutarken, farklı görsel bileşenlerin nasıl bir araya getirileceğine dair yeni fikirler de verebilir.
Bununla birlikte, diğer sanat dallarından, edebiyattan, müzikten, hayattan beslenmek te sizin kişisel tarzınızı bulmanıza yardım edecektir.
Benim bir fotoğraf tarzım var. Elinizde bir mekan vardır, bir fotoğraf makinası, bir kare ve sonra saniyenin bilmem kaçta biri. Çok içgüdüseldir. Yaptığınız saniyenin küçük bir parçasında olup biter, oradadır ve sonra orada değildir. Ama saniyenin bu küçük parçasında (parmaklarını şıklatıyor) geçmişiniz çıkagelir, geleceğiniz çıkagelir, insanlarla ilişkiniz çıkagelir, ideolojiniz çıkagelir, nefretiniz ve sevginiz çıkagelir : Hepsi, saniyenin bu küçücük parçasında, fotoğrafta kristalleşir. — Sebastiao Salgado
Ancak en önemli soru şudur : Fotoğrafçı olmanın ötesinde, insan olarak, siz kimsiniz ? Kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz ? Etrafınızdaki insanlara, hayata nasıl bakıyorsunuz? Yabancı bir yere gittiğinizde veya bir kişiyle tanıştığınızda gözünüze ilk çarpan şey genellikle nedir?
Kendinizi bildiğiniz yerlerde evinizde hissetmeyi mi, bilmediğiniz yerlerde hayatın içinde hissetmeyi mi tercih edersiniz?
İyi yazılmış bir düz metin mi, şiirle iyi ifade edilmiş bir duygu mu sizin için daha kıymetlidir?
Bu ve benzeri soruların cevapları, sizin fotoğrafçı olarak kişisel tarzınızı bulmanıza temel oluşturacaktır.
Kendinizi tanıyın. Bir fotoğrafçı olarak. Orjinal olmakta ısrar edin.
Tarzınız kendiliğinden gelecektir.
Okuduğunuz için teşekkürler.
Dostlukla,
Utku
Bir anlatım dili olarak fotoğraf…(1)
Cabbarca adını hiç duydunuz mu?
Cabbarca, Hint ve doğu kültüründe bol miktarda kullanılan, zihin boşaltma amaçlı meditasyonun adıdır. Cabbar adında bir sufi tarafından icat edildiği söylenir, ve şöyle yapılır : Kişi, istemsiz hareketler ve bilmediği bir dilde içinden nasıl geliyorsa konuşarak zihnini boşaltır. Deneyin, bilmediğiniz bir dilde yarım saat filan yüksek sesle birşeyler uydurmayı, ne demek istediğimi anlayacaksınız. Zihin kelimelere takılmadığı için yavaş yavaş boşalır ve gevşer.
Ancak taktir edersiniz ki, karşıdaki hiç kimse bir şey anlamaz. Çünkü onların bildiği dilde konuşmamışsınızdır.
Aynı şey fotoğraf için de geçerli. Eğer siz kendi konuştuğunuz dili bilmiyorsanız, fotoğrafta da büyük mesafe almanız çok zor olacaktır.
Fotoğraf bir dildir, ve her dil gibi farklı amaçlar için kullanılabilir. Açık, bilgi verici anlatım yapılabilir, veya kapalı, soyut anlatım tercih edilebilir. Aynı yazılı dil gibi, metin, haber, düzyazı, gazete yazısı, veya şiir, öykü, destan yazılabilir fotoğraflarla.
Nazım Hikmet’in, Edip Cansever’in şiirleri ile gazetede okuduğunuz bir haberi düşünün.
İkisi de Türkçe’dir. Çünkü Türkçe bir dildir. Fotoğraf ta öyle.
Fotoğrafta da, aynı Türkçe gibi, anlamlı yapılar oluşturabilmeniz için karşınızdaki sahneyi betimleyen belirli öğeleri, sonundaki anlama katkıda bulunacak şekilde kullanmanız gerekir. Bunlar o dilin öğeleridir, sonunda ortaya çıkacak yapılar bunların kullanımına göre şekillenecektir.
Bu nedenle fotoğraf sadece teknikten ibaret bir zanaat değil, bir sanattır.
Bu yazıda, fotoğrafı bir dil yapan öğelerden bahsetmek istiyorum. Bu blogun bütün yazıları gibi bu yazı da tümüyle tartışmaya açıktır ve bunun için yazılmaktadır. Bu yazının sonundaki yorum bölümüne yorum yaparsanız, şanınız yürür. (Teşekkürler Murat Eren)
Öncelikle içerdiği insan faktörü bakımından fotoğraf türlerinden bahsedelim.
Bilgi İçeriği Bakımından Fotoğraf Türleri
Fotoğrafçılar görsel bileşenler çerçevesinde düşünmeye başladıkları zaman, fotoğraf sadece bilgi verici olmaktan çıkar. Bu yazının ikinci kısmında göreceğiniz fotoğraf bileşenlerini, aşağıdaki fotoğraf türlerinin içinde ne kadar kullanırsanız fotoğrafınız o denli anlatım kazanacaktır.
Enformasyonel (Informative) Fotoğraf
Enformasyonel fotoğraf, bir olayın salt kaydından birazcık daha fazlasıdır. Konuyla ilgili sadece bilgi verir, başka herhangi bir şey söylemez. Biz şu zamanda şuradaydık kabilinden, hatıra fotoğrafları bu tanımın içine girer. Önemli olan şudur, fotoğraf ışık kalitesine özen, giriş/ilgi noktası vb. içermemektedir.

(1)
(1) Yukarıdaki Arnold Schwarzenegger fotoğrafına dikkat ederseniz, bu fotoğraf enformasyonel fotoğrafa güzel bir örnektir.
(2) Fotoğrafta, sıcak bir karşılaşmanın haricinde herhangi bir bilgi alamamaktayız.
Pasif Anlatımlı (Passive) Fotoğraf
Bu fotoğraflar, herhangi bir olay veya durum nedeniyle, esas gayesi yayınlanmak ve/veya paylaşılmak üzere fotoğrafının çekilmesi olan insanları yansıtır. Sınırlamalarına rağmen, bir hikayeyi anlatmak için bazen en iyi çözüm pasif fotoğraflardır. Fotoğrafın konusu olan kişilerin başına gelmiş olan olay sona ermiştir, ve fotoğrafçı bu olayın etkilerini de konu edinebilecek çevresel portreyi çekme şansını en çok bu durumlarda yakalar. Bu da, pasif fotoğrafların en uygun kullanımı olarak karşımıza çıkar.

(3)
(3) : Bazen, bir hikayeyi anlatmak için en iyi çözümler pasif fotoğraflardan gelir. Görüldüğü gibi, çocukluk düşleri iç savaş ile kaybolmuş bir Angola’lı çocuğun fotoğrafı, bütün hikayeyi anlatabilir.
Aktif Anlatımlı Fotoğraf
Bu tip fotoğraflar, gerçek insanları gerçek olayların içinde gösterir. Olayı hikayenin içinde oluşurken çektiği için bir fotoğrafçı açısından pasif fotoğraflara nazaran daha fazla tercih edilebilir, zira bir nevi belgesel/gazetecilik karışımı yaratmaktadır.

(4) İran'da seçimler sonrasında bir gösterici
(4) : Bu fotoğrafta oyu için sokakta gösteri yapan bir kadın göstericinin duygusal durumu da yansıtılmaktadır. Eğer fotoğraf gösteriden sonra çekilse idi, çevresel bir portreden öteye geçemeyecek ve istenilen etkiyi uyandırmayacaktı.












