bufsad

BUFSAD‘ın geçtiğimiz yıl konuğu olan, dünyaca ünlü fotoğrafçı Ami Vitale’in yeni web sitesine bir bakmanızı öneririm.

AmiVitale.com

AmiVitale.com

Bu sitede Ami, yalnızca günümüzde sıkça kullanılan blogların en ünlü yazılımı, aynı zamanda bu sitenin de altyapısını oluşturan WordPress’i kullanmış. Ancak bir farkla : Ami, ünlü profesyonel fotoğraf saklama çözümü PhotoShelter‘daki fotoğraflarını bir yazılım yardımı ile dikişsiz biçimde wordpress’e, yani kendi bloguna aktarabilmiş.

Bu sayede, tüm fotoğrafların etiketlerinden oluşan dünyadaki yerler bir etiket bulutu olarak karşımıza çıkıyor.

Giriş fotoğrafının altında bulunan etiketlere tıkladığınızda, o coğrafi bölgede Ami’nin çektiği fotoğraflara ulaşabiliyorsunuz. Aynı zamanda, çeşitli kategoriler altında (fotoğraf, multimedya, blog gibi) Ami’nin siteye gönderdiği son yazılara da bakabiliyorsunuz.

Fotoğrafçı olup hep izlenimlerini, hem de fotoğraflarını paylaşmak isteyenler için amivitale.com çok şey vaadediyor.

Ami Vitale ve Utku Kaynar, Ekim 2008

Ami Vitale ve Utku Kaynar, Ekim 2008

Okuduğunuz için teşekkürler,

Utku

{ 0 comments }

Ernest Hemingway ile Orhan Pamuk’u birbirinden ayıran özellik nedir ?

Nazım Hikmet ile İlhan Berk neden birbirinden ayrılır ?

Neden, evlenirken, ehliyet alırken, bankadan kredi çekerken kullandığınız imzanız başkasınınkine benzemesin diye uğraşırsınız?

Çünkü imzanız kişiliğinizi yansıtır. Tarz veya üslup, yazarları, ressamları, sanatçıları birbirinden ayıran şeydir.

Belirli bir seviyeyi geçtikten sonra fotoğraf tekniği sadece yolunuzdan çekilmesi gereken bir şeydir. Anlatıma katkıda bulunmak üzere, diğer bileşenlerle bir arada kullanılması gereken bir araç.

Hepsi budur. Gerisi sizin fotoğraflarınızla ifade etmek istediklerinizde yatar. Eğer bir şeyler anlatmak istemiyorsanız, fotoğraflarınızın kendi kendine bir şeyler söylemesini bekleyemezsiniz.

Bu sitede son iki yazıda anlatılan (Bir anlatım dili olarak fotoğraf – Bölüm 1 & Bölüm 2) tüm bileşenler ve bilgiler sizin bir şeyler söylemek istemeniz halinde kullanabileceğiniz araçları içermektedir. Farklı bileşenleri bir araya getiren fotoğraflar farklı şeyler söyler.

Esas soru her zaman şudur : Siz ne söylemek istiyorsunuz ? Fotoğraf her zaman bir anlatım aracıdır, ama David Hurn’ün ünlü benzetmesi hatırlanacak olursa fotoğrafı bir şeyler anlatmak kaygısı olmadan yapmak, bir arabayı seksi görünüşü nedeniyle, mühendislik özellikleri nedeniyle, size vereceği statü nedeniyle almaya benzer. Ancak araba sizi bir yere götürmüyorsa, sizin için tamamen yararsızdır.

Fotoğraf ta aynen öyledir işte.

Bu yazıda fotoğrafı bir anlatım dili yapan bileşenlerin nasıl bir araya getirileceğinden ve bunlar kullanılarak nasıl kişisel tarz içeren bir anlatım dili yakalanacağından bahsedeceğiz. Elbette, bunu yaparken ünlü fotoğrafçıların işleri de bizlere rehberlik edecek.

Farklı Öğeleri Kullanmak

Kabul etmek gerekir ki fotoğraf çekme işi genellikle içgüdüsel olarak işleyen bir süreçtir. Ancak fotoğrafçı, başlangıçta yavaş yavaş ve sonra daha hızlı olarak çektiği fotoğraflardaki bileşenlere hakim olma duygusunu geliştirirse, bireysel bir tarz kendiliğinden gelişmektedir.

Bir çok elementin aynı örnekte kullanıldığı fotoğraflara bir kaç örnek verelim :

Carolyn Cole, LA Times

Carolyn Cole, LA Times : Hindistan'daki dilenci çocuklar, aileleleri tarafından işten kaçmasınlar diye ayaklarından zincirleniyor.

Yukarıdaki fotoğrafta ışık kalitesi, katmanlar, sürpriz ve duygu bileşenleri, üçte bir kuralı ile birlikte uygulanmaktadır. Fotoğrafa güçlü bir giriş noktası da, genç kızın yüzü olarak kullanılmaktadır. Göz öncelikle çocuğun ifadesine, sonra ayaktaki zincire, sonra arkada bekleyen -anne olduğu anlaşılan- kadına ve en son olarak ta onları hem fiziksel, hem de kavramsal olarak bölen, karşıtlığı yaratan direğe -tekrar- odaklanmaktadır.

Tüm bu bileşenlerin bu şekilde kullanılması, fotoğrafı güçlü kılmaktadır.

James Nachtwey, Pakistan : Bir kadın, Taliban saldırılarında ölen eşinin mezarında

James Nachtwey, Pakistan : Bir kadın, Taliban saldırılarında ölen eşinin mezarında

Bu fotoğrafta da bu sayfada sunumunu görebileceğiniz James Nachtwey, Pakistan’daki Taliban sonrası durumu anlatırken grafik etkiyi, giriş noktasını, mekan duygusunu ve ruh halini kullanmıştır. Fotoğrafa giriş yaptığımız nokta kadın olduğunu anladığımız (!) kişinin mezar başındaki figürüdür. Mekan duygusu ile buranın bir mezarlık olduğunu ve grafik etki ile önümüzdeki gördüğümüz sahnenin diğer mezarlar için de tekrarlandığı duygusu ile sarsılırız.

Bufsad Belgesel Atölyesi, Köy evinde baba ile kızı

Bufsad Belgesel Atölyesi, Köy evinde baba ile kızı

BUFSAD Belgesel Atölyesi’nin Dağ Köyleri projesi kapsamında çekilen bu fotoğraf, mekan duygusu, katmanlar ve ışık kalitesi bileşenlerini etkili kullanmaktadır. Adamın bakışı, arkadaki kızı, mekan duygusunun fotoğrafçının doğru noktadan fotoğraf çekmesi ile etkin biçimde aktarılması pasif anlatımlı bir fotoğraf ortaya çıkarmakta ve güçlü bir çevresel portre (environmental portrait) yaratmaktadır.

multi-5

Ahmet Çağlar, Tire: Oynayan Çocuklar

Gezi fotoğraflarında dramatik etki yakalamanın en önemli yolu, ışık kalitesine dikkat etmektir. Işık kalitesine dikkat, genellikle yukarıdaki gibi her gün karşılaşabileceğiniz sahnelerden dramatik etkiye sahip fotoğraflar çıkarır.

Fotoğrafçı, burada ışık kalitesi, anlamlı an ve mekan duygusunu birlikte kullanmaktadır. Bu noktada, anlamlı an’da deklanşöre basılması önem kazanmaktadır.

Aynı bileşenlerin başarıyla kullanıldığı bir başka fotoğrafı da aşağıda bulabilirsiniz.

Hakan Aydın, BUFSAD Kefke-Kerpen Gezisi

Hakan Aydın, BUFSAD Kefke-Kerpen Gezisi

Kişisel Bir Tarzın Peşinde

Sanatta ve hayatta, her ne kadar acımasız da olsa gerçek olan bir olgu vardır : Taklit, aslını yaşatır.

Sizi siz yapan bir anlatım diline, bir tarza, bir üsluba yönelmeniz sizi her hafta sonu fotoğraf çekmeye giden amatör güruhundan derhal ayıracaktır. Ancak unutmayın, bu bir yolculuktur, kişisel tarzınız da sizin kişiliğinizin geçirdiği değişimlerle birlikte evrim geçirecektir.(Bkz. Picasso’nun dönemleri)

Tarzınızı ararken pek çok farklı tarzı taklit edebilirsiniz, bunda bir sorun yok; bir şartla : Aklınızda her zaman, eninde sonunda kendiniz olmak, kendinizi gerçekleştirmek olmalıdır. Kendiniz olarak, kimseninkilere benzemeyen fotoğraflar çekmek, kimseninkine benzemeyen bir anlatım dili yakalamak.

Kabul ediyorum, zor. Yapmak zorunda da değilsiniz. Pekala, başkalarınınkine öykünen fotoğraflar çekerek şahane övgüler de alabilirsiniz.

Ama bilmelisiniz ki, kendiniz olmadığınız sürece fotoğraflarınız hep asıllarını yaşatacaktır! Bu yazının geri kalanı, kimseye benzemek istemeyenler için yazılmıştır.

Mercek Altında : Alex Webb

Alex Webb, tarz olarak katmanları yoğunlukla kullanan bir fotoğrafçıdır. Aynı Nikos Economopoulos gibi, fotoğraflarında katmanlar ve katmanlar arası geçişler çok önemlidir. Yukarıda gördüğünüz fotoğraftan başlayarak, Webb’in Istanbul kitabı için çektiği aşağıdaki fotoğrafları inceleyin ve katmanları çözümlemeye çalışın.

Alex Webb ©Magnum Photos, Istanbul

Alex Webb ©Magnum Photos, Istanbul : Işık Kalitesi, Katmanlar, Giriş Noktası

Alex Webb, ©Magnum Photos, Istanbul : Katmanlar, Giriş Noktası, Duygu

Alex Webb, ©Magnum Photos, Istanbul : Katmanlar, Giriş Noktası, Duygu

Alex Webb ©Magnum Photos, Istanbul : Katmanlar, Görsel Sürpriz, Anlamlı An

Alex Webb, © Magnum Photos, Istanbul : Katmanlar, Görsel Sürpriz, Anlamlı An

Alex Webb, © Magnum Photos, Istanbul, Görsel Sürpriz, Katmanlar, Giriş Noktası

Alex Webb, © Magnum Photos, Istanbul, Görsel Sürpriz, Katmanlar, Giriş Noktası

Görebileceğiniz gibi, fotoğrafçının tarzı bir fotoğraftan diğerine aynı kalarak benzer gramere sahip fotoğraflar yardımı ile, “kendi bakış açısından” Istanbul’u anlatmaktadır. Bazılarını değiştirerek te olsa, genellikle fotoğraflarında bu yazı içinde sunulan bileşenlerden bir kaçını seçmesi ve kullanması belirgin bir tarza işaret etmektedir.

Mercek Altında : Ami Vitale

Benzer biçimde 2008 Ekim ayında BUFSAD’ın konuğu olan Ami Vitale‘in de tarzında, birbirini tekrarlayan öğeler kolaylıkla bulunabilir. Bu öğeler, genellikle Vitale’in kişiliğinden kaynaklanan samimiyete ve içtenliğe dayanan duyguyu ön plana çıkarmaktadır. Fotoğrafları birbirleri ile kıyasladığınızda kolaylıkla farkedeceksiniz ki Vitale insanlara daha fazla yaklaşmakta, daha duygusal bir bakış ile bakmaktadır. Webb’in işleri bunun tersi, “insanların içinde bir yabancı” izlenimini uyandırmaktadır.

Ami Vitale’in tarzını ayrı kılan öğeler ışık kalitesi, grafik, duygu ve giriş noktasıdır. Aşağıdaki fotoğraflarından bu öğeleri ayırmaya çalışmak sizin için iyi bir egzersiz olacaktır.

© Ami Vitale, Gujarat, Hindistan : Çocuğunun öldüğünü az önce öğrenen kadını arkadaşları sakinleştirmeye çalışıyor. | Duygu, Işık Kalitesi, Grafik

© Ami Vitale, Gujarat, Hindistan : Çocuğunun öldüğünü az önce öğrenen kadını arkadaşları sakinleştirmeye çalışıyor. | Duygu, Işık Kalitesi, Grafik

© Ami Vitale | Duygu, Işık Kalitesi, Grafik, Ruh Hali

© Ami Vitale | Duygu, Işık Kalitesi, Grafik, Ruh Hali

© Ami Vitale, Gujarat, Hindistan | Işık Kalitesi, Grafik, Ruh Hali

© Ami Vitale, Gujarat, Hindistan | Işık Kalitesi, Grafik, Ruh Hali

© Ami Vitale | Işık Kalitesi, Mekan Duygusu, Katmanlar, Grafik

© Ami Vitale, Hayvan Pazarı | Işık Kalitesi, Mekan Duygusu, Katmanlar

Görüldüğü gibi, aynı Webb gibi Vitale’in de kişisel anlatım dili, aynı elementleri farklı kombinasyonlarla kullanmaktadır.

Kişisel Tarzınızı Oluştururken

Bu blog’da daha önceki yazılarda da ifade edildiği üzere, taklitler asıllarını yaşatır ama sizi de kişisel tarza yöneltecek şey çoğunlukla öykünme eylemi olacaktır, ancak öykündüğünüzün farkında olarak.

İyi fotoğrafçılar çektiklerinden daha fazla fotoğrafa bakarlar. Bu sizin imgeleminizi canlı tutarken, farklı görsel bileşenlerin nasıl bir araya getirileceğine dair yeni fikirler de verebilir.

Bununla birlikte, diğer sanat dallarından, edebiyattan, müzikten, hayattan beslenmek te sizin kişisel tarzınızı bulmanıza yardım edecektir.

Benim bir fotoğraf tarzım var. Elinizde bir mekan vardır, bir fotoğraf makinası, bir kare ve sonra saniyenin bilmem kaçta biri. Çok içgüdüseldir. Yaptığınız saniyenin küçük bir parçasında olup biter, oradadır ve sonra orada değildir. Ama saniyenin bu küçük parçasında (parmaklarını şıklatıyor) geçmişiniz çıkagelir, geleceğiniz çıkagelir, insanlarla ilişkiniz çıkagelir, ideolojiniz çıkagelir, nefretiniz ve sevginiz çıkagelir : Hepsi, saniyenin bu küçücük parçasında, fotoğrafta kristalleşir. — Sebastiao Salgado

Ancak en önemli soru şudur : Fotoğrafçı olmanın ötesinde, insan olarak, siz kimsiniz ? Kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz ? Etrafınızdaki insanlara, hayata nasıl bakıyorsunuz? Yabancı bir yere gittiğinizde veya bir kişiyle tanıştığınızda gözünüze ilk çarpan şey genellikle nedir?

Kendinizi bildiğiniz yerlerde evinizde hissetmeyi mi, bilmediğiniz yerlerde hayatın içinde hissetmeyi mi tercih edersiniz?

İyi yazılmış bir düz metin mi, şiirle iyi ifade edilmiş bir duygu mu sizin için daha kıymetlidir?

Bu ve benzeri soruların cevapları, sizin fotoğrafçı olarak kişisel tarzınızı bulmanıza temel oluşturacaktır.

Kendinizi tanıyın. Bir fotoğrafçı olarak. Orjinal olmakta ısrar edin.

Tarzınız kendiliğinden gelecektir.

Okuduğunuz için teşekkürler.

Dostlukla,

Utku

{ 7 comments }

Harika fotoğraflar nasıl oluyor yani ?

by Utku Kaynar on 08 Ağustos 2009 · 4 comments

in Blog

Eğer fotoğrafınızdaki kayıp bileşeni arıyorsanız, cevabı burada. Fotoğraflarınızı iyi, güzel veya harika kılan şey; ekipman, sizin onu çekerken kullandığınız monopod, kursta hocanızın söyledikleri veya dün fotoğraf paylaşım sitesine yüklediğiniz fotoğraflara gelen eleştriler değildir.

Fotoğraflarınız, sizin gözlem gücünüzün, hayal edebilme kapasitenizin, anlık karar verebilme becerinizin seçimlerinize yansımasıyla yükselir, veya alçalır.

Bir başka deyişle, fotoğraf teknolojinin bir fonksiyonu değil, farkındalığın gücünün ifadesidir.

Bu her zaman biraz şanstır, ancak siz de onu kabul etmeye hazır olmalısınız – Henri Cartier Bresson

Fotoğraf makinanızın ne kadar iyi fotoğraflar çektiğinizle hiç bir ilgisi yoktur. Elbette ki teknik kısmı halletmek zorundasınız, ancak bunu sadece siz tamamıyle hakim olana dek yoldan çekilmesi gereken bir yük gibi görmelisiniz, velinimet gibi değil. Esas zor kısmı teknikten sonra gelir.

Zor olan, fotoğraflarınızla birşeyler söylemenizdir.

Fotoğraf bir sanattır ve bu nedenle de son derece soyut, kişisel bir şeydir. Dolayısıyla pek çok insana anlaması zor gelir. Suçu makinaya atmak, ekipmanları yarıştırmak, başkalarının çektiği fotoğrafların aynısını veya benzerini çekmek ve bu yolla kendine bir kariyer yapmak kolaydır.

Ancak yaratıcılık ile taklitçilik nadiren aynı yolda yürür.

Mantıklı insanlar kendilerini dünyaya uydurur. Mantıklı olmayanlarsa, dünyayı kendilerine uydurmaya çalışır.
Öyleyse rahatlıkla söyleyebiliriz ki, insanlığın bütün ilerlemesi mantıksız insanlardan gelmektedir.
George Bernard Shaw

Rahatlıkla söyleyebilirim ki, bütün makineler -özellikle dijital olanlar- kullanımda benzer kalitede sonuçlar verebilir. Gerçek farklılık, makinanın gerçek dünya koşullarına fotoğrafınızı uydurmakta yapılması zorunlu ayarların ne kadar kolay yapıldığı veya mümkün olup olmadığıdır.

Bir açıdan fotoğraf golfe benzer, marjinal farklılıklar elde etmek için çok çalışmanız gerekir ve her ikisinde de çok çok az insana oyunu oynasınlar diye para ödenir. İkisinde de gelişmek ve olgunlaşmak yıllar alır. Çoğu golf oyuncusu yıllar boyunca oynasa bile deliğe topu ilk seferde sokmayı başaramaz. Fotoğrafın farklı olacağını neden düşündünüz ki?

Bu girizgahtan sonra, gerçekten iyi fotoğrafların nasıl yapıldığına geçebiliriz.

Sabır

Eğer tek bir önemli kriter varsa, bu odur. Takvim bekleyemezsiniz, dışarı çıkarsınız. Konunuzun olduğu bölgeye gider ve sabırla ışıkla birlikte koşulların olgunlaşmasını beklersiniz. Pek çok ikonik fotoğraf konuyu (ister belgesel olsun, isterse manzara) uzun zaman boyunca gözlemleyip tatmin etmeyen çekimler yapıldıktan sonra tekrar dönüp yapılan o son çekimle ortaya çıkmıştır. Gerçek fotoğrafçıların sıradanı sıradışı göstermelerinin yolu budur.

Fotoğrafçı olmayan birileri ile çekime gitiyseniz zamanınızı kendiniz yönetin. Onlar uyurken veya yemek yerken siz fotoğraf çekiyor olabilirsiniz. Kendinizi çekim gezilerinin zaman sınırları ile değil, yaratıcılığınızın limitleri ile doğrulamaya çalışın.

Bu adam, Michel Fatali web sitesindeki fotoğrafların saha notları (field notes) kısmına ışık için ne kadar beklediğini de yazmaktadır. İncelerseniz bir fotoğraf için günlerce beklediğini göreceksiniz. Bu size çekim gezisi gibi geliyor mu?

Sabredin. Parlak fikirler takvimlerle çalışmaz.

Gözlerinizi açın

“Kompozisyon görmenin en güçlü yoludur.” – Edward Weston

Zabriski Point, Edward Weston, 1938

İnsanın yaptıkça geliştirdiği yetilerinden birisi de görmektir. Baktıkça, ki bu kesinlikle görmek ile aynı şey değildir, daha çok şey görürsünüz. En olağandışı şeyler kapınızın hemen dışında gerçekleşiyor olabilir, ancak siz görmelisiniz.

BUFSAD eski başkanı ve eğitmeni Osman Önder, fotoğrafa giriş derslerinde bu ilkeye vurgu yapmak için çalıştığı şirketin çevresinde yaptığı çekimlerden şirket çalışanlarına yaptığı dia gösterisinde, çalışanlardan hiç birinin fotoğrafların nerede çekildiğini anlayamadığını anlatır.

Bakmak ile görmek aynı şey değildir. Fotoğraf fırsatları her yerdedir, dikkat edin, gözlerinizi açın ve onları arayın.

Osman Önder, Selçuk Deve Güreşleri 2009

Osman Önder, Selçuk Deve Güreşleri 2009

Tekillik

Arkadaşlarla çekime gitmeyi kim sevmez? Bununla birlikte, fotoğraf yalnız yapılan bir uğraştır. Arkadaşlarınızla yaptığınız fotoğrafçılığın tüm keyfine rağmen, araya karışmak, mekanla, insanla bütünleşmek, rahatsız edilmemek şarttır. Bunun için, grup bir mekana vardığında derhal ayrılmalı ve herkes kendi fotoğrafını aramalıdır.

Michael Kenna, bize mekanların sesini duyuran fotoğraflarını çekebilmek adına, asistan kullanmayı reddetmektedir.

Taushubetsu Bridge, Nukabira, Hokkaido, Japan, 2008

Michael Kenna : Taushubetsu Bridge, Nukabira, Hokkaido, Japan, 2008

Tutku

Ah evet. Burası önemli.

Fotoğraf bir tutkuyu iletmek ve aynı kıvılcımı başka bir insanın ruhunda ve aklında çaktırmaktır. Konunuzu önemsemiyorsanız, sonuçlar bayağı replikasyonların üzerine çıkamayacaktır. Önemseyin, inanılmaz şeyler olacaktır. Önemsemeyin, hızlı unutulursunuz.

Beni çeken bir şey görürsem, bir fotoğraf yaparım. Duygumu açıklamaya kalkmam. – Ansel Adams

Fotoğraf bir tutku iletimi sanatıdır. Fotoğrafladığınız şey hakkında tutku duymuyorsanız sonuçlarınızdan çok şey beklemeyin. Bir kaç ışığın bol olsun alırsınız, o kadar. Fotoğraf teknik veya ekipman ile ilgili değildir, bir düşünceyi, bir fikri, bir konsepti veya herhangi bir şeyi paylaşmak ile, yansıtmak ile ilgilidir, çoğunlukla tamamen yabancılara. Fotoğrafınızın etkili olması için mesajınızın berrak olması gereklidir. Büyük usta Ansel Adams’ın dediği gibi, “kötü bir fikrin keskin bir fotoğrafından daha kötü bir şey yoktur.”

Bu nedenle harika bir fotoğraf makinesini bir yerlere doğrultuvermek sonuç getirmez. Ne söylediğinizi bilmek ve onu görsel dilde yüksek sesle ve açık açık söylemek, insanların aklında kalacak bir fotoğraf yaratacaktır. Fotoğrafınız size hiçbir şey söylemiyorsa, başkalarına daha da azını söyleyecektir.

Dolayısıyla makinalarınızın bununla bir ilgisi yoktur. Fotoğraf dünyasındaki insanların 99%’u daha iyi fotoğraflar çekmek için daha çok para harcamaları gerektiğini düşünür. Ancak bununla orantılı sabır, dikkat, emek ayırmazlar. Siz onlardan olmayın, otomatik olarak en seçkin ve yaratıma daha yakın 1%’in içine gireceksiniz.

Dolayısıyla konunuza konsantre olmanız başarının ön koşuludur. Ne çektiğinizi bilmek, söz gelimi insanlarla sohbet etmek, zaman geçirmek, ta ki torunlarının hangi lisede okuduğunu öğrenene kadar fotoğraf çekmemek, makineyi çantadan çıkarmamak işe yarar.

İnsanlar gerçek saygıyı ve samimiyeti hemen anlar.

Yaşlı Adam ve Eşi, Kenan Kaya, BUFSAD Belgesel Atölyesi

Dağ Köyleri Projesi, BUFSAD Belgesel Atölyesi 2009

Kişi aynı işi sürekli yaparak hayatına devam edemez. Değişiklikleri algılamak ve onlara ayak uydurmak zorundadır. Fotoğrafta da böyledir, farklı açılardan bir kare, bir kare daha… Olana kadar çekersiniz. Ancak, bunu aynı konu için yapmak zorundasınız, sizi sonunda zenginleştirecek olan budur. Hayalgücünüzü kullanın ve düşünün. Bir olasılık daha deneyin, sonra bir tane daha.

Fotoğraf makinesi bir not defteri, doğrudan bir araç, aynı anda görsel kavramlarla sorular sorup yanıtlayan bir “an” ustasıdır. Dünyayı yorumlayabilmek için vizörün sınırladığı görüntüyle birleşmek gerekir. Bu tutum manevi bir disiplin, ince bir ruh ve geometri duygusu gerektirir. Objelerimizin seçiminde ne kadar tutumlu olursak, en yalın biçimlerimize o zaman ulaşabiliriz. Fotoğrafı kendimize ve çektiğimiz nesneye en büyük saygıyı hissederek çekmeliyiz. – Henri Cartier Bresson, Doğanın Resmini Arayış

Resim bir dahil etme sanatıdır. Fotoğraf ise, çıkartma. Herşeyi fotoğrafın içine sokmaya çalışmak kötü fotoğraf çekmenin en garantili yollarından biridir. Fotoğrafa katkı koymayan hiçbirşeyin fotoğrafta bulunmaması gerekir, yoksa konudan dikkatleri uzaklaştıracaktır. Az çoktur, çok ta az.

Samimiyet

Ekipmanınızın her bir nüansını iyice tanımanız çok çok önemlidir. Her bir duruma nasıl tepki verdiğini bilmeli, çıkacak sonucu gözünüzde canlandırabilmelisiniz. Ekipmanınızın gerçekliği nasıl tercüme edeceğini anlamanız gerekir.

Bunu becerebildiğinizde, çektiğiniz her fotoğraf görünmesini istediğiniz gibi oluşacaktır.

Beş makina kullanıp hepsinde mükemmeli yakalamak zordur. Bunun yerine, bir makina ve bir lens kullanıp her bir nüansını, nüvesini keşfedin. Eğer film ile çalışıyorsanız, hep aynı filmi kullanın. Sebastiao Salgado yaklaşık 40 yıldır aynı film ile çalışmaktadır. Bunun bir nedeni var, bunu düşünün.

Her yeni makinanın veya lensin peşinden koşarak zaman kaybetmeyin. Kendi ekipmanınızı anlayın. Bunu yaptığınızda, iyi fotoğraflar gelecektir. Yapmazsanız, şanslı olduğunuz anlar haricinde onları bulamayacaksınız.

Merak

Gerçekten, samimi bir ilgi ve keşfetme merakı duyduğunuz konuları fotoğraflayın. Fotoğraflarınızı başkalarının ilginç bulması, sizin konularınızı ilginç bulmanız ile başlar. Bu, işin başlangıç noktasıdır ve ister doğa, ister belgesel, ister portre bütün büyük sanatçılar ilgi duydukları konuları anlatırlar. Bu anneanneniz olabilir, bir çiçek, renkler, desenler, veya yan taraftaki hastanede tedavi gören kanser hastaları. Önemli olan sizin samimi bir ilgiyle, merak ederek ve fotoğrafı öncelikle anlamak için kullanmanızdır. Öncelikle anlamak için.

Kendi Vizyonunuzu İzleyin

Eğitmenleriniz gibi, hocalarınız gibi, ustalarınız gibi, internette görüp imrendikleriniz gibi fotoğraflar çekerseniz, fotoğraflarınız olsa olsa bu işten anlamayanların alkışladığı kaba kopyalar olur.

Kimsenin izinden gitmeyin. Kendi izinizi açın.

Kendiniz olun, tutkularınızı gösterin, başkalarının tutkularını kopya etmeye çalışmayın.

Dışarı çıkıp kendiniz olursanız, kendi ilgi ve merak duyduklarınızı göstermeye çalışırsanız, o zaman kendi tarzınız oluşacaktır. Başkalarının yaptıklarını yaptığınızda orjinal bir şey yapacağınızı asla, asla düşünmeyin.

Tutkulu olduğunuz bir konu bulun, bu çok basit birşey dahi olabilir, renkler ve küçük nesneler gibi. Fotoğrafını çekin ve bize gösterin. Çöp kutularını seviyorsanız, gidin onları çekin. Yollardaki lastik izleri mi? Şahane! Otoyol kenarında yetişen çiçekler mi? Süper! Biz daha önce daha iyisi çekilmiş fotoğrafların replikalarını merak etmiyoruz. Belki yarışmalarda işe yarayabilir. Ama yarışmaları kimin kazandığı, fotoğraf dünyasındaki en büyük balık hafıza konusudur : En çok bir yıl sonra kimse hatırlamaz!

“Bu fotoğrafı  neden çektin” diye sorulduğunda verecek kişisel bir yanıtınız olsun. Böylece, hatırlanacaksınız.

Duygularınızı iletin

Görme özürlü birine bir çiçeği anlatacak olsanız nereden başlarsınız ? Düşünün, ve uygulayın. Fotoğraf sadece gerçekliğin kaba bir replikasyonu değildir, fotoğraf sizin o gerçeklik hakkında ne hissettiğinizin de aynasıdır. Gördüklerinize anlam katmaya çalışın.

Sadece nitelik değil, nicelik

Gördükleri konunun tek bir fotoğrafını çekip oradan ayrılan (ve bunu her fotoğrafı için yapan) onlarca fotoğrafçı tanıyorum. Siz bunu yapmayın, ilginizi çeken bir şey gördüğünüzde, kompozisyonu gözünüzde canlandırdığınızda, küçük hareketlerle konumunuzu değiştirerek fotoğraf çekmeye devam edin. Hareketin veya olayın, veya geometrinin doğru anını bulacaksınız.

Işık

Bunu söylemek istemezdim, ancak kötü ışıkta çekilmiş harika kompozisyonlar hiç işe yaramaz. Işık fotoğraf çekecekseniz anlamanız gereken bir numaralı konudur. Işığı anlayın, nereden geliyor, yoğunluğu nasıl, kontrastı ne ? Eğitmenlerinize sorun, kitaplardan okuyun, ama mutlaka öğrenin.

Sabır

Biliyorum biliyorum. Yukarıda yazmıştım! Bir daha yazıyorum ki pekişsin. Sabrın önemi, bir fotoğrafçı için vazgeçilmezdir. Dünyanın en büyük fotoğraçıları, olanca yeteneklerine, birikimlerine, deneyimlerine ve ekipmanlarına rağmen konuları üzerinde yıllarca çalışır. Neden, düşünün.

Fotoğraflarınızı Seçerken

Ansel Adams, yılda bir tane iyi fotorğaf çekebiliyorsanız bu çok iyidir demişti.

Fotoğraf resim değildir. Fotoğrafçının çok fotoğraf çekmesi, daha sonra en iyilerini seçip geri kalanlarından kurtulacağı içindir. Portfolyonuzu ancak çektiğiniz en iyi fotoğraflar geliştirecektir. Sadece en iyi işlerinizi gösterin, vasatları ve işe yaramazları ayıklayın. Fotoğraf bir ayıklama sanatıdır, sadece çekerken değil, seçerken de.

“Az”ın gücü

Az ekipman aşıyın. Ünlü Amerikan alpinisti Steve House (meraklısı için, dağcılık ta ayrı bir sanattır) “Ekipmanınız basitleştikçe, edindiğiniz tecrübe zenginleşir” demişti. Aynı şey fotoğraf için de geçerlidir. Fotoğraf ekipmanınızın bir kısmına “sadece hava aldırmak” için onları her pazar yaylaya çıkarmanıza gerek yok.

Kuralların yanından geçin

İşte son madde. Kuralları unutun. Koşullanmalarınızı unutun. Bir konuyu üç yüz yıl önce bir rönesans ressamının anlattığı gibi anlatmak zorunda değilsiniz. Detaylara girin, yanından bakın, üstüne çıkın, alttan bakın. Bu fotoğraflar bildiğiniz tüm kompozisyon kurallarının yanından geçer, ancak yine de çok iyiler. Bakış noktanızı, lekelerin fotoğraftaki yerleşimini sürekli zorlayın. Alfred Stieglitz, muhtemelen dünyaya gelmiş en sert ve acımasız galeri sahibi ve eleştirmendi. O dahi şunu söylemiştir:

Eğer birisi kendi fotoğraf yolculuğuna, manipüle, hibrid veya herneyse o çıkacaksa, ve bu yolun sonu cehenneme çıkıyorsa dahi şunu söylerim “Git ve yap”. Gidip yapmalıdır, yolun üzerindeki trafik ışıklarına da dikkat ederek. Velev ki dikkat etmeyecekse, o zaman da kırmızı da basıp geçmesini bilmelidir.

Bununla birlikte, eleştrinin kıymetini bilin. Nitelikli, olgun bir eleştiri size “ışığın bol olsun” diyen değildir. Teknik hede hödö ile kafanızı şişiren hiç değildir. Nitelikli eleştri şu soru ile başlar: “Bu fotoğrafı neden çektin?” Buna verilecek iyi bir yanıtınız yoksa, eleştirilmeye değer bir fotoğrafınız yok demektir.

Kendiniz olun. En önemli kural budur.

Kaynaklar : Bufsad, GeziFoto.com, KenRockwell.com, Luminous-landscape.com, Wikipedia

{ 4 comments }

Benim fotoğraf makinam var zaten, neden fotoğraf üzerine bir şeyler okuyayım ki diyorsanız; bunu okuyun.

Ben kitaplarımı genelde kitapyurdu.com veya ideefixe.com‘dan alırım. Yabancı kitaplar için amazon.com vazgeçilmez bir kaynak. Aşağıdaki kitapları da buralarda bulabilirsiniz.

Eğer Bursa’da yaşıyorsanız, Ezgi Kitabevi çok iyi bir seçenektir. İstanbul’da Simurg Kitabevi ve Pandora genellikle yabancı yayınları bulunduruyor.

Aşağıdaki liste, BUFSAD‘da fotoğrafa yeni başlayan arkadaşlara temel fotoğraf eğitimini bütünleyici olarak önerdiğim listenin biraz daha geliştirilmiş halidir. Temel Fotoğraf Eğitiminin sağladığı eğitim altyapısından yararlanamayacak arkadaşlar için bu konuda kitaplar da ekliyorum.

Ancak altını çizmek isterim, hiçbir kitap bir eğitmenle ve/veya sınıf içinde yapılan fotoğraf eğitiminin yerini alamaz. Bu listenin mutlaka düzgün bir fotoğraf kurumunda verilen fotoğraf eğitimi ile desteklenmesi gerekir.

Bu kurumların listesi ve size en yakınındakine ulaşmak için bu sayfayı ziyaret edin : www.tfsf.org

İşte fotoğrafın taze meraklıları için en iyi on kitabın listesi :

Sanatın Öyküsü, Remzi Kitabevi

1. Sanatın Öyküsü – E.H.Gombrich, Remzi Kitabevi

Sadece fotoğraf meraklılarının değil, sanatla ilgili herkesin okuması gereken kitap. Sanatın nasıl doğduğunu, nasıl yeşerdiğini, Hangi şart ve koşullardan olgunlaşarak adım adım gotiği, rönesansı, empresyonizmi, barok dönemi ve modern sanatı kapsayan muhteşem eser. Ünlü sanat tarihçimiz, 12 Eylül öncesinde katledilen merhum Bedrettin Cömert’in ödül kazanan çevirisi ile 30 yıldır değişmeksizin sanat tarihinde bilgi sahibi olmak isteyen sanat meraklılarını aydınlatıyor.

Ben neden sanat tarihi okuyayım ki, bunun fotoğrafla ne ilgisi var diyorsanız lütfen şimdi bu siteden çıkın, en yakın fotoğraf paylaşım sitesine giderek ilk gördüğünüz fotoğrafın altına ışığınız bol olsun yazın.

Çünkü çok ilgisi var. Sanatta hiçbir şey, uzun atlamalar şeklinde gerçekleşmez. Her ilerleme kendinden önceki sanat akımları zincirine bir halka ekler. Fotoğraf bu halkayı nerede, nasıl, ne şekilde eklemiştir; hangi sanat akımları bugünün hangi fotoğraflarını etkilemiştir, açık-koyu kavramını Eugene Smith’ten 300 yıl önce hangi ressam kullanmıştır, bu kitap size bunu gösterecek.

92721_2

2. Fotoğrafın Kısa Tarihçesi – Walter Benjamin, YGS Yayınları

‘Fotoğraf makinesi, izleyicinin anlamlandırma mekanizmasını durduracak denli etkileyici gizli ve geçici resimleri giderek daha iyi yakalayabilmek üzere, küçülüyor da küçülüyor. Burada, yaşamsal ilişkilerin birebir karşılanmasını sağlayan ve onsuz fotoğrafik kurulmanın yalnızca yaklaşık bir yerlere saplanıp kalacağı bir gerekçe gündeme gelmelidir… Ama, kentimizde her köşe bir suç mekanı değil midir? Yoldan geçen herkes mücrim birer oyuncu değil midir? Fotoğraflarında suçu ortaya çıkarmak ve suçluyu açıklamak her fotoğrafçının görevi değil midir? ‘Geleceğin cahilleri’, deniyor. ‘alfabeyi sökemeyenler değil, fotoğraf çekemeyenler olacak’. Ama kendi fotoğraflarını okuyamayan fotoğrafçıyı da cahil saymak gerekmez mi? Gerekçe, çekilen resmin en önemli unsuru olmayacak mı?’

Tanıdık geldi mi? Okuyun, Benjamin’in bugünün fotoğraf sorunlarını nasıl olup ta 80 yıl önce öngörebildiğine hayretler içinde kalacaksınız.

Günümüz kendi fotoğraflarına yabancı fotoğrafçılarla, hayatla ilişkisini fotoğraflar üzerinden kuran toplumların çağı olduğuna göre bu küçük kitabın size vereceği çok şey var demektir.

Camera Lucida, Roland Barthes

3. Camera Lucida – Roland Barthes, Altıkırkbeş Yayınları

Kutsal Kitap! Fotoğraf edebiyatının iki başyapıtından biri sayılmakta olan, Roland Barthes’ın bir fotoğraf neden, nasıl etkilidir sorusuna yanıt aradığı üstün eser. Punctum, Studium gibi kavramların yerli yerine oturacağı, pek çok fotoğrafın içindeki anlambilimi sökmenize yardımcı olacak temel kitap. Kitap sadece fotoğrafın hayatla ilişkisini değil, aynı zamanda ölüm ile ilişkisini de sorgulamaktadır. Fotoğrafın ne olduğu sorusuna yanıt ararken bu ilişkiyi de ortaya çıkartıyor.

Mutlaka alınması, okunması, sonra bir daha okunması gereken bir eser.

218846_2

4. Karar Anı – Henri Cartier-Bresson, YGS Yayınları

20.yüzyılın en büyük fotoğrafçısının gözünden fotoğraf ve foto-röportaj. Tartışma götürmez biçimce, 20.YY’ın en önemli fotoğraf metni. Henri Cartier-Bresson çağının gözüydü, dünyanın en çok sergi açan ve kitap basan fotoğrafçısı ünvanını halen korumaktadır! 60 yıllık kariyeri boyunca beyni, gözü ve kalbi aynı doğrultuda buluşturmayı hedefleyen fotoğraflar çekmiş, fotoğraf tarihine başyapıt olarak geçecek yüzlerce fotoğraf bırakmıştır. (Normalde, 10 tane bırakırsanız büyük fotoğrafçı olursunuz, siz düşünün!)

Karar anı, Bresson’un hikaye anlatımcı fotoğraf konusundaki temel görüşlerinin yanı sıra sanatçının fotoğrafa ve hayata bakışı ile ilgili ipuçları sunmaktadır. Bu kitabın ustanın fotoğraflarını da içeren orjinal baskısının kapağı, ünlü ressam Henri Matisse tarafından çizilmiştir ve şu anda bulunabilen kopyaları da eBay’de $2500 civarında alıcı bulmaktadır.

302169_2

5. Fotoğraf Üzerine – Susan Sontag, Agora Kitaplığı

Son 140 yılda fotoğrafın dünyayı görme şeklimizi nasıl değiştirdiğinin çok parlak bir analizi. Fotoğrafın gelecekte medyada nasıl şekil bulacağı, görmek eyleminin şekil değişdirmesine kadar bu kitapta yer alıyor. Bu kitaptan sonra fotoğrafa asla sadece yükselen bir sanat dalı olarak bakılmadı, bunun da ötesinde fotoğraf toplumun doğasını ve kaderini değiştiren bir güç olarak algılandı.

Meraklısına not : Bu kitap bu kadar iyi de, neden 5.sırada diyebilirsiniz.. Çünkü, gerçekten derinlemesine anlamanız için geri kalan 9′unu bir kenara atıp bunu okumanız gerekli. Bu kadar derindir. Bu nedenle de ağırdır. Hem dil, hem de entellektüelite bakımından…

İnsansız Anı Olmaz - Ara Güler, İlker Maga, YGS Yayınları

6. İnsansız Anı Olmaz – Ara Güler, İlker Maga, YGS Yayınları

Türk fotoğrafının en büyük isminin fotoğrafa dair görüşleri. Fotoğraf nereden geliyor, nereye gidiyor, fotoğrafçı nasıl davranmalıdır? Fotoğraf çantadan ne zaman çıkar, fotoğrafçı rahatsız etmeden nasıl çeker? Yanıtını bu kitapta bulacaksınız.

sk-kom

7. Fotoğrafın Yapısal Öğeleri ve Fotoğraf Sanatında Kompozisyon – Sabit Kalfagil, Fotoğrafevi Yayınları

Fotoğrafın temel öğesi kompozisyonun Türkiye’deki en önemli kalemi tarafından yazılmış temel eser. Fotoğraf makinelerinin kullanım kılavuzu yerine (nasıl olsa kimse onları okumuyor) bu kitabı verseler bu coğrafyanın fotoğrafa bakışı değişir. İlk baskısı 1981 yılında yapılmış ve hızla tükenmiş, kült kitap haline gelmişti. Fotoğrafevi’nin bastığı ikinci kitap daha da geliştirilmiş kalitesiyle iyi fotoğraf çekmek isteyen meraklıları bekliyor.

Meraklısına not : Bu kitapta anlatılan kompozisyon, bilinen anlamda kompozisyonun ABC’sidir. Bunu anlamadan XYZ’sini, yani söz gelimi Economopoulos, Pellegrin, Nan Goldin vb. sanatçıların fotoğraflarını anlamaya çalışırsanız, alfabeyi öğrenmeden şiir okumaya çalışan biri gibi olursunuz. Bu kitap size alfabeyi verir, düz yazı veya şiir yazıp yazmayacağınız size kalmış.

44680

8. A’dan Z’ye Fotoğraf – Özer Kanburoğlu, Say Yayınları

Fotoğraf temel teknik bilgisi hakkında Türkiye’nin en çok okunan kitabı. Aydemir Gökgöz ve John Hedgecoe’nun adlarını da yad etmeden geçmeyelim, ama Özer Hoca’nın kitabı teknik bilgisini sağlamlaştırmak isteyen her fotoğraf meraklısının merak ettiği konuları bulabileceği bir eser. Bilhassa yeni başlayanlar için enstantane, diyafram, alan derinliği, ışık bilgisi vb. bölümleri elzem.

Fotoğraf Teknik Okumaları, Faruk Akbaş - Emre İkizler

9. Fotoğraf Teknik Okumaları – Faruk Akbaş, Emre İkizler, OM Yayınevi

Bu kitabın baskısı tükendi, ancak yine de fotoğrafa yeni başlayan veya fotoğrafçılığını geliştirmek için pratik bilgiler arayan herkese tavsiye edilebilecek bir eser. Kitap fotoğraflara bakmak ve bu fotoğrafların teknik (içerik değil) okumalarını yapmak üzerine faydalı gidiş yollar içermekte.

Fotoğrafta Rengin Sırları, Jim Zuckermann

10. Fotoğrafta Rengin Sırları – Jim Zuckermann, Homer Kitabevi Yayınları

Fotoğrafta renk, makinenizin yeteneklerinden ziyade sizin ışık bilginiz ile doğru orantılıdır. Kompozisyonunuz mükemmel olsa dahi, renkli fotoğrafların peşindeyseniz beklemeyi bilmelisiniz. Michel Fatali, bu kavrama “ışığı beklemek” diyor. Web sitesindeki fotoğrafların “field notes” kısmına bakarsınız, bazen günlerce beklediğini göreceksiniz. Bu kitap, o bekleyişin sonunda istediğinizi elde etmek için gerekenleri anlatıyor.

————————————————————-

Benim listem bu kadar. Bu liste yukarıdaki on kitabın mutlak surette en iyi on olduğu anlamına gelmeyebilir, ben yalnızca kendi favorilerimi yazdım. Bu listeyi 20, 30, hatta 50′ye çoğaltmak ta mümkün, çünkü örneğin bir İhsan Derman, Özcan Yurdalan, Güler Ertan, John Berger’in kitapları veya fotoğraf sanatçılarının albüm çalışmaları burada yer almıyor.

Fotoğrafta ilerlemek istiyorsanız, bu öncelikle doğru yere odaklanmakla mümkün. Estetiğe, kurama, soyut bağlama yapacağınız her türlü yatırım “fotoğraf zihninizi” geliştirecek ve ekipmanınız ne olursa olsun fotoğraflarınızı üst boyutlara taşıyacaktır.

Yeter ki siz, yukarıdaki veya benzeri kitapları okuyup sonunda kendi fotoğraf dilinizi yaratmak üzere bir yolculuğa hazır olun.

Gerisi kendiliğinden gelecektir.

{ 11 comments }