belgesel fotoğraf

Belgesel Fotoğrafın “Trendy” Olması…

by Utku Kaynar on 08 Ocak 2011 · 7 comments

in Blog

Benim bir fotoğraf tarzım var. Elinizde bir mekan vardır, bir fotoğraf makinası, bir kare ve sonra saniyenin bilmem kaçta biri. Çok içgüdüseldir. Yaptığınız saniyenin küçük bir parçasında olup biter, oradadır ve sonra orada değildir. Ama saniyenin bu küçük parçasında (parmaklarını şıklatıyor) geçmişiniz çıkagelir, geleceğiniz çıkagelir, insanlarla ilişkiniz çıkagelir, ideolojiniz çıkagelir, nefretiniz ve sevginiz çıkagelir : Hepsi, saniyenin bu küçücük parçasında, fotoğrafta kristalleşir. — Sebastiao Salgado

Neden? Bazen kendimize bu soruyu sormak, pek çok şeyin yanlış yapılmasının önüne geçebilir.

Belgesel fotoğrafçılık ne için yapılır? Daha doğrusu, doğrudan fotoğrafın bir alt dalı olan sosyal belgesel fotoğraf ne için vardır? Belgesel fotoğrafın var oluşunu bunca önemseyen, bunca destekleyen bizler, farkında olmadan veya olarak; aslında ne yaptığını çok ta takmayan bir fotoğraf meraklısı grubuna sırf “trend” olduğu için veya dışarıdan iyi göründüğü için belgesel fotoğrafçılık yaptırıyor olmayalım?

Neden sorusunun sorulmadığı bir belgesel fotoğraf üretimi, aslında en temel köklerinden arınıp popülistleşmiş olmuyor mu?

Bu konudaki en somut örnekleri görmek için, çok tekrarlanan konulara bakın : Engelliler, Seks İşçileri, Sokak Çocukları, Maden İşçileri, Grevler, Sokak Eylemleri, Göç, vb…

Elbette ki bu konuları gidip fotoğraflamak yasak değil, elbette ki çok çok nitelikli işler çıkıyor ortaya. Ancak bir konuda ortaya konan projenin öncelikli olarak konuyu estetize etme kaygısından uzaklaşıp mesajının ne olduğunu düşünmesi gerekmiyor mu?

  • Neden bu konu?
  • Neden böyle bir proje?
  • Yeni ne söyleyeceğim bu konuyla ilgili?
  • Bu konuyu sadece popüler olduğu için mi, yoksa benim içime ciddi ciddi dert olduğu için mi seçiyorum?
  • Benim bu konudaki derdim ne?
  • Bu derdi nasıl aktarabilirim izleyiciye?

Ancak bu soruların sorulması sonucunda doğru şekilde yola çıkmak söz konusu olmayacak mı?

Bir üretimin nitelik kazanması için, neden sorusunun fotoğrafçının temel ilgi alanlarından, makroekonomik trendlere kadar bir dizi bilgi düzleminden beslenmesi, görsel sanatlarla bir şekilde paslaşması gerekiyor. Sadece o aralar gündemde olanı gidip çekmek, olsa olsa sizi popülist yapar, ama fotoğrafçı yapar mı?

Daha da kritik soru : Fotoğraf anlayışını katı kalıpların içine hapsetmiş, memleketi “güzelleme” ordularının her hafta sonu taarruza kalktığı, Pazartesi sabahı iş yerine gidildiğinde çekilen fotoğraflara bakılıp puan/beğeni istendiği ülkemizde belgesel fotoğrafın nicelik olarak üretimini desteklerken bizler yukarıdaki nitelikleri göz ardı mı ediyoruz?

Bir soru da şu : Neden sorusu layıkı ile yanıtlanmadığı için mi, ikinci soru olan “nasıl?” kısmındaki tekdüze kalışlar?

Okuduğunuz için teşekkürler,

Utku

{ 7 comments }

Sebastiao Salgado Brezilya'da... Copyright : Amazonas Images

Belgesel Fotoğraf eğitimlerinde hep söylenen şey, fotoğrafçının öyküsüne mümkün olabildiğince yaklaşması ve samimiyetini feda etmeksizin öykünün içinde yaşayarak fotoğraf üretmesidir.

Bu konudaki en uç örnek, şüphesiz bugün dünyanın en büyük belgesel fotoğrafçısı kabul edilen Sebastiao Salgado’dur. Yaklaşık 10 yıldır Genesis adlı, dünyanın bozulmamış alanlarının ve ilkel, komünal yaşamdan sapmamış kabilelerinin bir büyük röportajını üreten Salgado, Amazonas Images adlı sadece kendi işlerinin dağıtımını yapan kendi ajansının web sitesinde nasıl çalıştığına dair videoları yayınlamış.

Yukarıdaki görüntü bu videolardan alınmıştır. Salgado, yerli kabilesi ile birlikte yaşadığı köyde gelen erzak/malzeme uçağını karşılıyor.

Bu sayfada görebileceğiniz büyük röportajlar (Grands Travaux) kısmında videolar bölümünde Reportage Zò’é videosuna tıklarsanız göreceksiniz. Amazon’un uçsuz bucaksız, erişimi mümkün olmayan bölgelerinden birinde Salgado, kendisine malzeme getiren uçak indiğinde kabilenin arasına karışmış, onlarla birlikte bir yaşam sürüyor.

Onların fotoğraflarını çekmek için orada değil sanki, onlarla yaşıyor. Sabah sporunu yapıyor, ava çıkıyor, doğal bir stüdyo kurup kabileyi fotoğraflıyor. Erişimi mümkün olmayan, ancak uçakla gidilebilen bir bölgede aylarca kalarak.

Yaklaşmadan, öykünün içinde olmadan fotoğraf çekilemeyeceğinin açık kanıtı bu videolar. Genesis’in nasıl yapıldığını görmek istiyorsanız, bir insan 12 yıl bir öykünün içinde nasıl çalışır merak ediyorsanız, izleyin.

Genesis’ten diğer fotoğraflardan bir seçkiyi aşağıda bulabilirsiniz.

Okuduğunuz için teşekkürler.

Utku

{ 0 comments }

Jane Evelyn Atwood ile Dört Gün

by Utku Kaynar on 11 Kasım 2009 · 0 comments

in Blog

Jane Evelyn Atwood - Photo: Gueorgui Pinkhassov

Jane Evelyn Atwood - Photo: Gueorgui Pinkhassov

Eugene Smith ödülü sahibi, ünlü fotoğrafçı Jane Evelyn Atwood BUFSAD konuğu olarak 28 Ekim – 03 Kasım tarihleri arasında Türkiye’deydi. Bursa’da bir gösteri ve söyleşi yapan sanatçı, kayıt olan fotoğrafseverlerle dört gün süren Derinlemesine Foto-Röportaj isimli bir atölye çalışması da yaptı.

Jane Evelyn Atwood, BUFSAD Üyeleri ile

Jane Evelyn Atwood, BUFSAD Üyeleri ile

İşte Jane Evelyn Atwood’un gösterisinde izleyicilerle paylaştığı ipuçları :

  • Bir fotoğrafçının birinci sorumluluğu kendisine karşı dürüst olmaktır.
  • Fotoğraf çekerken en iyi sonuçlar, kendinizi projenize en çok adadığınızda gerçekleşir.
  • Fotoğraf bir görsel sanattır, ve hiç bir kural yoktur. Ancak açık olmalı ve bakmaya devam etmelisiniz.
  • Kurtulmanız gereken ilk şey, kuralların kendisidir. Hikayenizi önemseyin, o kendi kurallarını yaratacaktır.
  • Güncel haberlerin arkasında her zaman derin hikayeler vardır, peşinden gidin.
  • İyi bir fotoğraf yapmanın en kolay yolu, gerçekten ilginizi çeken bir konu seçmek ve onun içinde size gerçekten ilginç gelen bir anı yakalamaktır.
  • Kendinize iyi bir mentör (akıl hocası) bulun.

Gösteri ve aynı esnada yapılan söyleşide bizler, proje yapmak anlamındaki kararlığa dair önemli dersler aldık. Jane Atwood, aslında tam olarak “kaygılı fotoğrafçı” tanımına uyuyor. Dünyada kaygı duyduğu ve bu nedenle kendisini çeken konular var, bu konularda projeler üretip sonuna dek peşlerinden gidiyor. AIDS’li bir adamın son 4 ayını çekerken yeterince yakın fotoğraflar elde edemediği için, adamın yanına taşınmaya karar vermesi bunun güzel bir örneği. Ya da, hapishaneler projesini yaparken tecrit hissini yaşamak için fotoğraf çekimi yaptığı dönemlerde aynı hapishanedeki tecrit hücresinde yaşaması.

Jane Evelyn Atwood’un fotoğrafları ve projeleri için web sitesine buradan ulaşabilirsiniz.

Okuduğunuz için teşekkürler.

Dostlukla,

Utku

{ 0 comments }

TED nedir, bilmiyorum biliyor musunuz?

TED, 1984′te kurulmuş bir sivil toplum örgütü. Tüm dünyadaki fikir önderlerini, “Ideas Worth Spreading”, yani “Duyurulmaya Değer Fikirler” sloganıyla bir araya getirip, onlara uzman oldukları alanlarda sunumlar yaptırıyor. Daha sonra da bu sunumları, çeşitli think tank kuruluşları ve dünya ile paylaşıyor.

Nereden mi? Buradan. Bu web sitesi yardımıyla yapılan tüm presentasyonlar, gönüllü çevirmenler yardımı ile çeşitli dillere çevrilerek web’de paylaşılıyor. Çeviri programının adı, “Open Translation Program”.

Ben de o çevirmenlerden biri olmak için başvurdum, ve kabul edildim. Tabii ki, ilk çevirilerden bir tanesi fotoğraf üzerine oldu.

James Nactwey, dünyanın en önemli belgesel fotoğrafçılarından biri, ve aynı zamanda VII Photos‘un kurucularından. Kariyerinin büyük bölümünü savaşlar üzerine yapan Nachtwey, 2007 yılında TED Büyük Ödülünü aldı. Bilgi için, TED ödülü alanında mükemmeliyet gösteren kişilere veriliyor ve kişiden 20 dakika boyunca kendisini, amaçlarını, üstünde çalıştığı projeyi anlatması isteniyor. Bu sunumun sonunda, “TED Dileği” tutmasına izin veriliyor kişinin, yani kendi idealini tüm dünya ile paylaşmasına. Kimi zaman, proje sponsorları bu dileğe destek te oluyorlar.

Aşağıda, James Nachtwey’in 2007 TED Global Conference çerçevesinde yaptığı ödül kabul konuşmasını bulacaksınız. Hayatını dünyadaki sefaleti ve acıyı fotoğraflamaya adamış bu adamın düşünceleri, sizin de ilginizi çekecektir. Oynat tuşuna basmanız yeterli.

Unutmadan, bir sonraki çeviri ünlü doğa fotoğrafçısı Frans Lanting için olacak.

Dostlukla,

Utku

{ 5 comments }