deli şevki : şimdi benim ismim de deli şevki diye konuşulur.
yönetmen : niye öyle diyorlar?
deli şevki : şimdi kimseye boyun bükmeyip kimseye zarar vermeyen adama deli derler.
Bu filmi görün. Bu belgeseli mutlaka seyredin.
Bu toprakların üzerine birlikte yaşamayı nasıl başarabildiğimizin anahtarı belki de müziklerdedir. Bilmiyorum anımsadınız mı ama bana Atilla Durak’ın Ebru adlı kitap ve sergisini anımsattı. Bu ülkenin ne kadar zengin ve çeşitli, bir o kadar da hoşgörülü ve sıcak olduğunu yeniden, bıkmadan, her türküyle, her melodiyle, her oyunla baştan anlatan bir film Anadolunun Kayıp Şarkıları.
Yönetmen Nezih Ünen‘in kaleminden;
“Filme başladığımız gün ekibime “Bir senaryomuz yok, Anadolu yazacak, biz de çekeceğiz” demiştim. Öyle de oldu! Antik uygarlıklardan kalma bu yorgun ve yıpranmış kültürler diyarında bu filmi çekme tarzım her şeyin kendiliğinden gelişmesine izin vermek ve insanların hikayelerini şarkılar, ritüeller ve danslarla anlatmasına yardım etmekti.
Anadolu’da yaşadığım yolculuk bana çok değerli bir sanatsal kaynak sağlamakla kalmadı, sahip olduğumuz zenginliğin sandığımdan da fazla olduğunu gösterdi. Yapacak çok iş vardı ve bu işleri yapmak için büyük bir heyecan ve heves duyuyordum. Bu filmin yönetmenliğine girişmeden önce uzun yıllar müzik yapmış biri olarak hep Anadolu kültürlerinin yeni müzik tarzları yaratmak için büyük bir potansiyel taşıdığını düşünmüşümdür. O yüzden ilk amacım, Anadolu insanlarının otantik icralarından yola çıkarak türünün ilk örneği bir sinema filmi yapmaktı. Bu film bir müzikal olacak, ancak malzemesini bir hikayeden değil, gerçeklerden alacaktı.
Dünyaya ilan edilmesi gereken bir gurur vardı. Sanat ve popüler kültür alanında yıllarca bizi kendine hayran bırakan batı kültürüne, bizim de söyleyecek bir sözümüz vardı.
10.000 yıllık bir tarihten gelen, popüler kültürün bilmediği son büyük uygarlık!
Batılı değerlerin yükselişiyle ve küreselleşmenin telaşında unutulmaya yüz tutmuş bu topraklar aslında çarpık gelişmenin açtığı yaraları iyileştirmeye, soruların cevaplarını vermeye çoktan hazırdı. Anadolu bize ihtiyacımız olan tüm sevgi, takdir ve onuru kazandıracak kadar zengindi ama biz bu zenginliği hak etmeliydik!
Hak etmek için ise fazla birşey istemiyordu bizden. Ona ne verirsek bize fazlası ile vermeye hazırdı.
Sevgi, takdir ve onur! “
Web sitesi için : www.anadolununkayipsarkilari.com
Filmin fragmanını aşağıda izleyebilirsiniz:
deli şevki : şimdi benim ismim de deli şevki diye konuşulur.
{ 1 comment… read it below or add one }
Anadolu kelimesini sevmiyorum.Bunda emperyalizmin ülkemi parçalama senaryolarından birini görüyorum.Misak-ı milli ile çizilmiş sınırlar içindeki toprak parçası Türkiyedir.Anadolu kelimesi Romalılar tarafından bu gün bazılarının kapodokya ismini verdikleri iç Türkiyenin bir bölümünün adıdır.Osmanlılar içinse merkezi Amasya olan Samsu,Sinop.Çankırıve Üsküdara kadar uzanan bölgenin adıdır.Biraz genişletirsek emperyalist devletlerin bize şimdilik bırakmayı düşündükleri topraklardır. Yeri gelmişken belirtelim Türkiye sınırları içersinde gösterilen Armenian diye gösterilen bölge coğrafi bir bölgedir.Bir milletin yerleşik olduğu bölgeyi göstermez.Aynı şekilde Kürdistan kelimeside coğrafi bölgeyi ifade eder XX.yüzyıl başlarına kadar Çemşikezek e kürdistan denilmiştir.Bütün bu bölgeleri kapsayan tak bir kelime vardır.Türkiye.Türklerin oturduları bölgeler her zaman Türkiye olarak anılmıştır.X.yüzyıldan başlayarak Mısır,Suriye,Van’a kadar olan bölge Türkiye olarak adlandırılmiştır.Haçlı seferleriyle birlikte Batı Selçuklu topraklarına bazı kaynaklarda Türkiye denilmişsede bu dönemde Hazar denizinden başlayıp Macaristana kadar olan Moskovanın güneyi ile Karadeniz arasında kalan topraklara Türkiye denilmiştir.Bugün ise Misak-ı milli içindeki topraklar Türkiyedir