Aralık 2010

Fotoğraf : D.B.Martin

1. Neden? Diye Düşünün

Neden fotoğraf çekiyorsunuz? Ne anlatmak istiyorsunuz? Fotoğraf sizin için ne ifade ediyor? Kendinizi geliştirirseniz ne ifade edebilir? Bu sorular üzerine bol bol düşünün.

2. Bir konu üzerine yoğunlaşın

Projeli çalışmanın önemini ne kadar anlatsam yetmez herhalde. Bir konu üzerine yoğunlaşın, sadece çekim yanını değil, kuramsal yanını da öğrenecek şekilde. Kısa da sürse, bir proje yapın.

3. Işıkla oynayın

Evde still life uygulamalarında bir masa lambasını kullanarak bile değişik fotoğraflar elde etmeye çalışın. Işığın yönüyle, mümkünse şiddeti ile oynayarak aynı konuyu farklı ışık koşullarında görüntüleyin. Nasıl görünüyor ? Gözlemleyin, sonra bunu dış mekan çekimlerinizde de uygulamaya çalışın.

4. En az iki fotoğraf kitabı okuyun

Bu kitaplar için bu sitedeki En İyi On Kitap seçkisine göz atabilirsiniz. Daha önce hiç fotoğraf kitabı okumadıysanız Fotoğraf Üzerine ve Camera Lucida ile başlayın, Sanatın Öyküsü ile devam edin derim.

5. Kendi çetenizi kurun

Hayır hayır, organize suçtan söz etmiyorum. Fotoğraf çetenizden söz ediyorum. Yukarıda yaptıklarınızı, okuduklarınızı paylaştığınız, fotoğraf konuştuğunuz beyin takımınızı kurun. Mümkünse 4-5 kişiyi geçmesin, okuyun, araştırın, fotoğraflara bakın, paylaşın. Henüz olmadıysanız, şehrinizdeki fotoğraf derneğinin etkinliklerine katılın, üyesi olun.

6. Güvenlik Bölgenizin Dışına Çıkın

Çekmeye alışık olduğunuz fotoğraf her neyse, gelecek yılda en az 5 defa onun dışına çıkın, başka bir stilde veya disiplinde fotoğraf çekin. Örneğin, ağırlıkla gezi/belgesel çalışıyorsanız, bir stüdyoda biraz zaman geçirmeyi ve çekim yapmayı deneyin, sizi zenginleştirdiğini göreceksiniz.

7. En az dört fotoğraf albümünü satın alın

Evet! Mümkünse az bulunur, ufkunuzu açan dört fotoğraf albümünü satın alın. Kitap basmak çok dertli, ama sizin gibi fotoğrafseverler bile kitaplara ilgi göstermez ise tam bir kabus! Fotoğrafçıları önce fotoğrafçılar desteklemezse, kim destekleyecek. Unutmayın.

8. Seçtiğiniz disiplin ile ilgili bir atölye çalışmasına katılın

Atölye eğitmeninin özgeçmişini araştırın ve gerçekten dolu bir eğitime (adı atölye konmuş üç günlük bir sohbete değil) katılın. Atölye sırasında mutlaka ödevler veriliyor veya sizin daha önceki işlerinizin değerlendiriliyor olmasına dikkat edin. Eğitim şart!

9. Sergilere gidin!

Kentinizde açılan her fotoğraf sergisine ve belli başlı merkezlerde açılan sergilere gitmek üzere kendinize bir kural koyun. İki ayda bir sadece bu amaçla şehir dışına çıkın, bir haftasonunda sergi gezin. Durun, düşünün, neden bu fotoğraf, neden bu sıralama, burada ne demek istemiş. Sergiyi okumaya, yorumlamaya çalışın. Her bir fotoğrafı 5 saniyede geçmek yerine, düşünün.

10. Fotoğraf yayınlarını takip edin

Fotoğraf Dergisi, PhotoWorld, Kontrast, Kadraj, İz, Fotoğraf Notları, Fotoğrafsız gibi dergilere abone olun. Dernek dergileri ve bültenler çoğunlukla ücretsizdir, isterseniz adresinize kadar gönderirler. Yayın politikaları birbirlerinden çok farklı bu dergileri alın ve okuyun.

Umarım yeni yılda yolumuz bir yerlerde kesişir.

Mutlu yıllar!

Utku

{ 2 comments }

Sık sık değil, sürekli…

Önce Altan Bal’dan, sonra Merih Akoğul’dan duydum bunu. Ancak kafama Malcolm Gladwell‘in Outliers (Çizgi Dışındakiler) kitabını okuyunca dank etti.

Tiger Woods, 3 Yaşında

Tiger Woods’un dünyanın en iyi golf oyuncusu olma nedenini, Beatles’ı Beatles yapan şeyi, Koudelka’yı özel kılanın ne olduğunu o zaman anladım.

Geleneksel inanış şudur : Bir alanda dünyanın en iyisi olabilmiş isimler doğuştan yeteneklidir ve bu özellikleri kendilerine her kapıyı açmaktadır. Şanslıdır da bu insanlar. Bizden zaten farklı, hatta deha oldukları için zaten başka bir gezegende yaşamaktadırlar, yapacak ta bir şey yoktur.

Siz de böyle mi biliyorsunuz? Tekrar düşünün.

Burada bulabileceğiniz bir araştırmada İngiliz araştırmacılar Howe, Davidson ve Sloboda üstün performansın doğuştan yetenek ile ilgili olmadığını ortaya koydular. Benzeri bulgular Ericsson’un 1993 tarihli araştırmasında da tekrarlanıyor.

Üzgünüm Tyler, ama doğuştan milyoner bir golf dehası olarak doğmadın. Sen de Bill (Gates). Sizi mükemmel yapan, sonradan üzerine koyduğunuz sıkı çalışma dolu saatlerdi.

Ne mutlu ki, artık bu saatlerin sayısının aşağı yukarı belirli bir minimum miktarı var.

Bir alanda 10,000 saat (kabaca on yıla denk) biliçli çalışma yapmayan bireylerin dünya standartlarında performans gösterme şansları yok.

The Beatles

Örnek mi? Bobby Fischer, büyük satranç ustası, “Büyük Usta” olduğunda 16 yaşındaydı ve 9 yıldır satranç oynuyordu. Beatles, Liverpool’lu dört genç tarafından kuruldular, ancak ilk plaklarını yapmadan önce 5 yaz boyunca Hamburg’a gidip sürekli olarak barlarda çaldılar ve sahne pratiği yaptılar. Bir sahne şovları yaklaşık 6-7 saat sürüyordu ve ertesi gün yeniden başlıyorlardı.(Gladwell, Outliers)

Dolayısıyla mükemmellik kimseye tanrılar tarafından bahşedilmiyor, ancak ve ancak çok çalışma ile geliyor.

Ama nasıl çalışma ? Pek çok golf meraklısı, bir kova topa sürekli olarak vuruş yapmanın iyi bir çalışma olduğunu düşünür. Tekrar düşünmeliler.

Bilinçli çalışma, 8 numaralı sopayla 300 defa vuruş yaparak topu atışların 80%’inde deliğe en fazla 20 ft mesafede bırakmaya çalışmak demektir.

Bunu fotoğraf için tercüme edin.

Josef Koudelka

Koudelka, sabahları kahvaltıdan önce sadece görme egzersizi yapmak için üç makara film bitirdiğini anlatır. Merak ediyorsanız bu kitapta yazıyor. Sonra kahvaltı eder, uyku tulumunu toplar, yarın nerede yatacağını bilmeden 12-13 saat boyunca fotoğraf çeker. Evsiz, yurtsuzdur Koudelka ve bunu fotoğraflarında bir güç olarak kullanır. O kadar ki, Ara Güler’in evine geldiğinde yatak yerine yerde yatmayı tercih etmiş, nedenini soran Güler’e “Bu beden 16 saat dik durup fotoğraf çeker, 8 saat düz yerde yatması lazım” yanıtını vermiştir!

Eklemeden olmaz, süreklilik hayati derecede önemlidir. Pek çok alanda üstün performans gösteren sanatçılar, sporcular her gün (haftasonları dahil) pratik yaparlar. 20 Yıllık keman sanatçıları arasında konservatuar eğitmenleri tarafından değerlendirilen en iyi grubun 10,000 saat pratiği bulunmaktadır. Daha fazla bilinçli çalışma daha iyi performans, tonlarca bilinçli çalışma mükemmel performans demektir.

Evet, elbette 1.90 boyundaki birisi balet, 1,50 boyundaki biri de NBA oyuncusu olamaz, ancak bu sınırlamalarla ilgili düşüncelerimizi etkilememeli. Ericsson’un belirttiği gibi, çoğu satranç oyuncusunun IQ seviyesi 90 civarındadır.

Michael Jordan lise basketbol takımından kötü oynadığı için çıkartılmıştır. Ancak hepimizin bildiği üzere, Chicago Bulls’un öldürücü antrenmanlarına ilaveten her gün 4 saat te kendi kendisine çalışmaktadır, üstelik kariyerinin zirvesindeyken!

Tiger Woods golfe 18 aylıkken başlatıldığı ve sürekli bilinçli çalıştırıldığı için 18 yaşında ilk Amerika Açık turnuvasını kazandığında koltuğunun altında 15 yıllık tecrübe bulunmaktadır.

Bunun fotoğrafla ne ilgisi var dediğinizi duyar gibiyim. Fotoğraflarınız daha iyi olsun istiyorsanız, yukarıdaki türden bir bilinci geliştirmek ve rastgele deklanşöre basmak yerine bilinçli çalışmayı zihninize yerleştirmek zorundasınız. Bu aşağı yukarı şu demektir :

  • Konunuzu belirleyin
  • Performans kriterlerinizi belirleyin
  • Kendinize ölçülebilir çalışma hedefleri koyun (bu kadar zaman ayıracağım)
  • Görsel imgelem gücünüzü sürekli geliştirmek için alıştırmalar yapın (görme egzersizleri, vizörden bakmak, alıştırma fotoğrafları)
  • İyi portfolyoları bulun ve bu işler üzerine çokça düşünün

Burada bir alıştırmalar bütününden bahsetmiyorum, bütünüyle farklı bir yaklaşımdan ve zihinsel durumdan söz ediyorum.

Veya bütün bunların hiçbirini yapmayıp başkalarının neden daha iyi, daha farklı, daha üstün olduğunu merak etmeye devam edin.

Sık sık değil, sürekli….

{ 1 comment }

Bugün Kendi Fotoğraf Kitabınızı Yayımlayın!

by Utku Kaynar on 29 Aralık 2010 · 0 comments

in Blog

Hadi bugün sizin fotoğraf kitabınızı yayınlayalım, değişiklik olsun.

Şaka gibi, biliyorum. Ama dijital teknolojinin getirdiği en büyük nimetlerden biri de, fotoğraf kitabı servisleri. Print-on-demand, yani isteğe bağlı yayıncılık tüm dünyada çığ gibi büyüyor. Ben de bugünkü yazıda bu servislerin bir listesini oluşturmak istedim.

Diyelim ki çalışmalarınızı bir kitapta toplamak istiyorsunuz, ancak nereden ve nasıl başlayacağınızı bilmiyorsunuz. Sponsor bulabilmek için (evet hala bulunabiliyor) bir maket yaptırmanız gerekli. Fotoğraflarınızı ve metni oluşturdunuz, ancak maketi kim yapacak? Nasıl bir maket yaptıracağınıza nasıl karar vereceksiniz.

Aşağıdaki servisler, gerek web üzerinden gerekse de masaüstü kitap tasarım uygulamaları ile bu maketleri yaptırmanıza olanak tanıyor. Aşağıda gördüğünüzden daha fazla sayıda kitap servisi var, ama ben buraya yalnızca fiyatı ekonomik veya kaliteleri iyi olanları aldım. Hepsi de Türkiye’ye gönderim yapıyorlar, posta ücreti karşılığında.

Bu servisleri kullanarak kendi maket (veya gerçek) kitabınızı yaptırabilir, dilerseniz eşe dosta dahi hediye edebilirsiniz. Aynı zamanda web üzerinden sipariş verilmesini kolaylaştıran hizmetleri de var, eğer kitabınızı para ile almak isteyen dostlarınız varsa.

Blurb : (www.blurb.com)

Kitap tasarım yazılımı gerçekten çok güçlü. Sert karton katlanmalı kapak ve vasatın çok üstünde baskı kalitesi sunuyorlar. Kitap fiyatları (bir kitap için, tasarım dahil) 24 USD ile 44 USD arasında değişiyor. Kağıt kalitesi biraz ucuz hissi veriyor, ve 6 dolarlık premium kağıt tam bir para israfı, hiç gerek yok.

AdoramaPix (www.adoramapix.com)

ABD’nin ünlü fotoğraf dükkanı Adorama’nın web üzerinden fotoğraf baskı servisi AdoramaPix, kitap yapım hizmetini de başlattı. Kitap yaptırmak pahalı, ama baskı kalitesi gerçekten çok çok iyi. Bir kitabın fiyatı 65 USD tutuyor, ama maket elinize geldiğinde gerçekten “wow” diyeceksiniz. Geçtiğimiz yıla kadar 50 sayfa ile sınırlıyorlardı, ancak şimdi 76 sayfalık opsiyon da sunuyorlar. Kalite seviyesi süper ile mükemmel arasında.

MyPublisher (www.mypublisher.com)

Fiyatı yüksek olmasına rağmen tüm alanlarda (cilt, baskı kalitesi, kağıt kalitesi vb) 10 üzerinden 10 alan bir şirket. Güçlü bir masaüstü yazılımı sunuyorlar, kitabını ciddiye alanlar için gerçekten iyi bir seçim.

Inkubook (www.inkubook.com)

Blurb ayarında servisleri olan, her ne kadar cilde direk baskı seçeneğini sunmasa da fiyat / performans kalitesi olarak (42USD) iyi bir noktada duran kitap servisi. Web üzerinden tasarım imkanı sunuyorlar, dolayısıyla yazılım kurmak zorunda değilsiniz. Kesinlikle iyi bir alternatif.

Bu servislerin hangilerini tercih edeceğinize karar vermek size kalmış ve bu servislerin alternatifleri ülkemizde bulunmuyor. Ancak şunu bilin ki tüm dünyada binlerce insan bu yolla kitap yayınlamaya başladı ve dijital tejnoloji geliştikçe kitaplarınızı binlerce bastırmanıza gerek yok.

Fotoğrafı ciddiye alan fotoğrafçı, bir şekilde basılı yayına geçmeli.

Siz ne duruyorsunuz?

{ 0 comments }

Merih Akogul

Fotoğraf ve sanat üzerine yapılagelmiş en güzel söyleşilerden biri. Kesinlikle önerilir, ara sıra tekrar tekrar dönüp okumak için. Ben yapıyorum, size de tavsiye ederim.

Minik bir alıntı nakledeyim :

UFO’ları şiddetle reddeden ama meleklere inanan, paraya tapan ama şiirden nefret eden, internetteki her şeyi koşulsuz kabul eden ama evine son kitabı iki üç yıl önce alan insanların efendileşti(rildi)ği totaliter bir rejime doğru gidiyoruz.

Daha önce okumadıysanız, mutlaka okuyun.

http://www.fotoritim.com/yazi/merih-akogul-ile-edebiyata-sanata-ve-fotografa-dair

{ 0 comments }

Altan Bal (Fotoğraf : Fototrek.com)

Bu sitede bazen çok sevdiğim, fotoğraf üzerine söyleyecek sözü olan yazarları da tavsiye edeceğim. Sevgili Altan Bal da onlardan biri.

Fotoğraf Çekmeye Yeni Başlayanlar İçin Rehber: Fotoğraflarınızın Kelimenin Tam Anlamıyla Sıradan Olması için Yapmanız Gerekenler, fotoğrafa yeni başlayanlarca mutlaka okunması gereken bir rehber. Okuyun, fotoğraflarınız neden sıradan anlayacaksınız. Yazılanları harfiyen yapmanıza rağmen sıradan değillerse, Altan’ın yanısıra beni de bulun, bana da anlatın.

Bu nefis taşlamaya ilave olarak, Şule Tüzül’ün belgeselfotograf.com için Altan Bal ile yaptığı röportajı da kesinlikle okumalısınız. Oldukça uzun, ama bence her satırı değerli bu röportajın hayatla ve fotoğrafla derdi olanlar için özel bir anlamı var. Buradan ulaşılabilir.

Bu arada, hala Kontrast, Kadraj gibi dergileri almıyorsanız, bence artık zamanıdır.

{ 0 comments }

Jessica Auer, Dinlence Yerleri

by Utku Kaynar on 24 Aralık 2010 · 0 comments

in Blog

Jessica Auer, Recreational Landscapes

Jessica Auer‘in Recreational Spaces (Dinlence Yerleri) adlı çalışması, sosyal manzaralar kategorisinde ilginç bir iş. Auer, doğanın turizm için nasıl değiştirildiğini sorguluyor.

{ 0 comments }

Laura Pannack Fotoğrafları

by Utku Kaynar on 23 Aralık 2010 · 0 comments

in Blog

Genç fotoğrafçı Laura Pannack’ın fotoğrafları konusuyla doğrudan empati kuran, portrenin öznel dünyasına izleyicisini çeken bir performans sergilemekte. Web sitesine buradan ulaşabilirsiniz. Özellikle “Portraits” adlı portfolyoya bakmanızı öneririm.

Laura Pannack, Portraits

{ 0 comments }