Uluslararası, İnsanlararası Bir Buluşma : Foundry Photojournalism Workshop 2010

by Utku Kaynar on 25 Temmuz 2010 · 4 comments

in Blog

Buluştuk! Fotoğrafın dilinin ne kadar güçlü, ne kadar ortak, ne kadar bizim olduğunu bir defa daha anladım.

41 ülkeden 130 fotoğrafçı, Türkiye’de şimdiye kadar düzenlenmiş en büyük fotoğraf buluşmasında bir araya geldi. Foundry Photojournalism Workshop her yıl dünyanın bir bölgesinde düzenlenen ve bölge fotoğrafçılarını uluslarararası fotoğrafçılar ve eğitmenlerle buluşturmayı amaçlayan bir atölye ve eğitim etkinliği. Photojournalism, yani basın & belgesel fotoğrafçılık alanında yapılan en kapsamlı uluslararası çalışmalardan biri.

Şimdiye kadar Meksika ve Hindistan’da yapılan etkinlik, 2010 yılında Türkiye’de yapıldı. 15′i Türk olmak üzere ABD’den Japonya’ya kadar 130 fotoğrafçının katıldığı etkinlik çok önemli eğitimler ve paylaşımlarla sonuçlandı.

Foundry PW 2010 Organizasyon Ekibi & Eğitmenler : (Ayaktakiler) Utku Kaynar, Jen, David Bathgate, Tawfic Al-Sawy, Adriana Zehbrauskas, Tiffany Clark, Peter Di Campo, Jason Eskenazi, Henrik Kastensov, Anamitra Chakladar, Ron Haviv, Andrea Bruce, Beverly Clark, Jon Vidar, Maggie Steber, Claire Rosen, Guy Calaf. (Oturanlar) : Jared Moosy, Kirsten Luce, Mansi Midha, Rena Effendi, Stephanie Sinclair, Kael Alford, Eric Beecroft, Neal Jackson.

Yukarıdaki fotoğraftan da görebileceğiniz ve isimlerinin üzerine tıklarsanız web sitelerine ulaşabileceğiniz Ron Haviv, Stephanie Sinclair, Rena Effendi, Maggie Steber, Kael Alford, Adriana Zehbrauskas, David Bathgate, Henrik Kastenskov, Andrea Bruce, Guy Calaf, Jared Moossy, Jon Vidar, Tewfic Al-Sawy ve Jason Eskenazi‘den oluşan eğitmenler ekibi, beş gün boyunca öğrencilerle yakından ilgilendi.

Organizasyonun Türkiye ayağı, TFSF’nin öncülüğünde Nazım Hikmet Kültür Merkezi ve FotoRöportaj.org tarafından yapıldı. TFSF adına proje liderliğini ben üstlendim.

Atölye konuları, Değişen Medyada Kendinize Yer Bulmak, Kendi Vizyonunuzu Yaratmak, Portre aracılığıyla Hikaye Anlatımı, Sırt Çantası ile Fotoğrafçılık, Multimedya, Hikayeler Anlatmak gibi konulardan oluşuyordu. Aynı zamanda, her katılımcı daha önceki işlerine dair bir portfolyo değerlendirmesi de aldı.

Akşam etkinliklerinde eğitmenler başta olmak üzere dışarıdan gelen katılımcıların gösterileri sunuldu, Freelance (Serbest) fotoğrafçılık, Çatışmaları Görüntülemek ve Multimedya konulu paneller düzenlendi. Türkiye’den Ali Öz, İlker Gürer ve bu coğrafyadan Rena Effendi, Ron Haviv, Christian Movila, Jon Vidar fotoğraf gösterileri yaptılar. Aynı zamanda Jared Moossy, Guy Calaf, Kael Alford, Andrea Bruce, Maggie Steber, Edward Linsmeier, Tewfic Al-Sawy ve Jason Eskenazi’nin de fotoğraf gösterileri yapıldı.

TFSF, NHKM ve FRO’nun önerdiği bursiyerler ile Türkiyeli öğrenciler ve atölye asistanları bu topraklar adına çok önemli birikimler ve tanışıklıklar ile ayrıldılar etkinlikten.

Bu önemli, büyük organizasyondan neler öğrendim?

  • Bir defa daha tespit ettim ki, yalnız değiliz.
  • Aynı bize benzeyen, endişeleri, korkuları, güçlü ve zayıf yanları bizim gibi olan pek çok “kardeşimiz” var. Hindistan’dan Bangladeş’e, Yemen’den ABD’ye kadar, fotoğrafçıların  sorunları, yolları ve kardeşlikleri benzer.
  • Dolayısıyla, Türk fotoğrafçıların dünyanın bu potansiyel olarak en sorunlu (doğal olarak ta en çok hikaye vadeden) bölgesinde kapsamlı çalışmalar yaparak bunları uluslararası basında yayınlatabilmelerinin önünde engel yok.
  • Türkiyeli fotoğrafçıların en önemli iki sorunu, dil yetersizliği ve kendilerini tanıtmayı, deyim yerindeyse pazarlamayı bilmemeleri.
  • Derneklerimiz başta olmak üzere, Türkiye’deki fotoğraf kurumlarının asli görevi bu tanıtım ve pazarlama konusunda insiyatif ve görev almak.
  • Fotoğraftan hayatını kazanmak mümkün. Ancak bizler, belgesel fotoğraf mecrasında kendi ülkemizin sınırlarında dahi yeterince araştırmacı değiliz. Gözümün önünde, Fenerbahçe Orduevinin yanındaki Çeçen Mülteci kamplarına, Bağdat Caddesi genç kızlarının yaşamlarına, Kürt göçmen ailelerin evlerine girdi insanlar. Ve Türkçe (veya Kürtçe) dahi bilmeden, birer yabancı olarak bir kaç günde başarabildiler bunu. Bizim ülkemizde bunu biz neden yapmıyoruz?
  • Çok çalışmamız lazım, hem de çok.
  • Ortak bir sinerji yakalanabilmesi için, akan nehrin kenarındaki küçük bir su birikintisinde yüzen ve birbirinin yemine atlayan tatlı su balıkları olmayı bırakmalıyız.

Jason Eskenazi, öğrencileri ile fotoğraf seçme çalışması yapıyor. (Fotoğraf: Mansi Midha)

Kael Alford, atölye sınıfı ile birlikte derste. (Fotoğraf : Mansi Midha)

Jon Vidar, Sırt Çantası Gazeteciliği atölye çalışmasında... (Fotoğraf: Utku KAYNAR)

Stephanie Sinclair (VII) atölye çalışmasında...

John Horniblow fotoğraf sunumunda… (Fotoğraf : Firdevs Sayılan)

Maggie Steber portfolyo değerlendirmesi sırasında. (Fotoğraf : Utku Kaynar)

Tüm bu sürecin sonunda, böylesine büyük ve güzel bir organizasyonun düzenlenmesinde katkıları, destekleri için TFSF adına Sn. Başkan Özcan Taras ve başta Sn. Firdevs Sayılan olmak üzere organizasyonun her aşamasında benimle birlikte olan TFSF Yönetim Kurulunun değerli üyelerine, Nazım Hikmet Kültür Merkezi adına ellerinden gelen her türlü kolaylığı gösteren, bütün son dakika taleplerimize tolerans ile yaklaşan Sn. Sedat Cengiz ve Serkan Bey, Ufuk Bey, Yasin Bey ve sevgili Ulaş Cengiz’den oluşan NHKM ekibine, Foundry öncesi hazırlık sürecinde verdikleri destek için FotoRöportaj.org’dan Murat Pulat ve Altan Bal’a teşekkür ederim.

Bu toprakların fotoğraflarının bir gün dünyada hakettikleri yeri bulacaklarına, sadece yarışmalarda değil, veya sadece bir iki isimle değil, ülkenin adıyla dünya fotoğrafında bir yer edineceklerine, ve işte o zaman bu ülkede fotoğrafa başlayan onbinlerin önünde uzanan zor ama güzel yolun sonunda biraz daha fazla ışık olacağına bütün kalbimle inanıyorum.

Bu işte böylesi etkinliklerde, böylesine küçük küçük adımlarla mümkün olacak.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Utku

Bu yazıyı okuyanlar şunları da okudu:

{ 4 comments… read them below or add one }

1 Bulent Doruk Temmuz 25, 2010, 15:03

Hani anadolu insanında bir özellik vardır derler ya kaba tabiriyle yumurtanın zorladığı zaman bir şeyler için çaba harcanır. Workshop başlamadan 2 ay önce başvuruları yapar yapmaz ingilizce kursuna kaydoldum. Üniversitede geçirdiğim boş vakitlere hayıflanarak. Sonra workshop’un ilk günü çevre coğrafyamızdan gelen fotoğrafçıları görünce ve herkesin ne de güzel anlaştığını görünce ah dedim biraz daha erken öğrenseydim ya bu işi.
Tanışmaların ardından ilk dersler. Ve sonunda beni çok şaşırtan ilk ödevler. 26 yıl önce Kadıköyde doğmuştum. İstanbulu bildiğii iddia ediyordum. Ancak öğrenciler ödevlerini getirmeye başlayınca gördüm ki yaşadığım şehre ne kadar yabancıymışım. Nasıl da görmemişim onların bir günde gördükerini bu güne kadar.
Yaptığımız en büyük hata kendi işimizi zorlaştırmakmış. hikayeler bulmak için çok uzaklara gitmekmiş. halbuki hayat yanı başımızdan akıp gidiyor. ve biz onu görmüyoruz bile. FPW’den öyle bir vizyon(bu kelimeyi de hiç sevmem) edindim ki bakışım değişti etrafa karşı. Fotoğrafın hayatın içinde hemde taa içinde bir yerde olduğunu anladım uzaklarda olduğunu değil. İlk ekmeklerini yemeye başladım bile girdiğim haber ajansı bence FPW’nin bana verdiği cesaret sayesinde oldu. Yabancı dilimi geliştirmenin yanında uluslararası bir görsel dilinde kapıları açıldı onlarla yaşadığım 1 hafta boyunca.

Hayat yanıbaşımızda akıyor ve gidiyor biz sadece denklanşöre basarak ona tanık olacağız, çok uzaklara gitmeye gerek yok…

2 Merih Akogul Temmuz 26, 2010, 01:14

Böylesine hoş ve değerli bir etkinliğin detaylarını öğrenmek gerçekten keyif verici. Kimi hiç tanınmayan, kimi çok ünlü; kiminin amatör uğraşı, kiminin yaşama biçimi; gerçekten de onbinlerce belgesel fotoğrafçı dünyayı yeniden anlamlandırmak için birçok riske girip dünyanın çeşitli bölgelerinde, zihinlerindeki imge ile karşılarına çıkacak görüntüleri çakıştırma uğraşı içindeler.

Bu saygıdeğer uğraşlardan mütevazı bir etkinliğin de Foundry Photojournalism Workshop 2010 adı altında ülkemizde / İstanbul’da gerçekleşmesi çok sevindirici. Umarım gelecek yıllarda daha çok Türk fotoğrafçısı, yazgıları kendileri gibi olan fotoğrafçılarla bir araya gelip fotoğraf üzerinden bilgi alışverişinde bulunurlar.

Fotoğraf her ne kadar bireysel bir sanat dalı da olsa, paylaşım üzerinden kollektifleşir. Bir fotoğrafın değerli olması için muhakkak en az bir kişiden büyük kitlelere kadar ulaşması gerekir. Fotoğraf paylaşmak için vardır; ne kadar çok insanda kopyası olursa o kadar daha bulunuş amacına yaklaşır.

Düşmanlıklar silahlarla çıkabilir ama fotoğraf makineleriyle herkes birbirinin toprağında barış yolunda sağlam adımlar atabilir. Utku’ya izlenimlerini böylesine güzel ve duyarlı bir biçimde bizlere ilettiği için teşekkür ediyoruz. Bu etkinliğin İstanbul’da yapılması konusunda emeği geçen herkese de yürekten teşekkür.

Fotoğrafa ait tüm etkinliklerin artarak devam etmesi dileğiyle…

3 Reha Bilir Temmuz 28, 2010, 05:57

Fotoğraf sanatını sadece ödüllerde yarışma almak değil, bir paylaşım ve ürün üretme olduğunu ortya koymuşsunuz. Keşke ülkemizde son zamanlarda sadece yarışmalarda ödül almayı sanat yapmak diye düşünen kişilerde bu etkinliğe katılıp fotoğrafın felsefesi üzerine bir şeyler kapabilselerdi. Bu tür etkinliklerin ülkemizde daha çok yaygınlaşması, Türk fotoğrafını daha da ileri düzeylere taşıyacaktır. Fotoğraf Sanatının buluşturucu,kaynaştırıcı ve paylaştırıcı yanını ülkemizde böyle büyük bir organizasyonla gerçekleşmesini sağlayan ve emeği geçen herkese teşekkürler. Sevgili Utku, başından beri bu etkinlik için harcadığın çabaya hayran olmamak mümkün değil. Kutluyorum.

4 utkukaynar Temmuz 30, 2010, 19:28

bu kadar önemli kalemler tarafından yorumlanmak ne güzel.. Hem Sn. Akoğul, hem de Sn.Bilir’in yorumlarına çok teşekkür ediyorum. Daha iyiyi ortak akıl ile bulacağız, federasyonun, derneklerin, fotoğraf kurumlarının örgütlü, ortak aklı ile…

Leave a Comment

Previous post:

Next post: