Şimdi anlatacağım şeyi bir düşünün. 1978 yılında bir makara film çekiyorsunuz. Siyah Beyaz. Bu makara, 2009′a kadar negatifi ortaya çıkarmak için gerekli banyo işlemlerine tabi tutulmadan, tozlu bir rafta tam otuz yıl bekliyor.
Fotoğrafların çekildiği yer, 1978 yılındaki bir Bob Dylan konseri.
Aşağıda, çekildikten 30 yıl sonra banyo edilen siyah beyaz negatiften yapılan baskıyı görebilirsiniz.
“Değişken sıcaklık koşullarında” ve normal proses ile yıkanan film, sizin de görebileceğiniz gibi herhangi bir solma veya bozulma belirtisi göstermiyor. Bob Dylan’ın sahne performansının gayet açık bir görüntüsü fotoğraflarda mevcut.
Fotoğrafı çeken Mark Estabrook’un yorumu, bu fotoğrafların bu kadar uzun süre sağlıklı şekilde kalmasının siyah&beyaz fotoğrafın uzun ömürlülüğünün bir kanıtı olduğu.
Şimdi can alıcı soruyu soralım : Sabit disklerinizdeki dijital görüntüler 30 yıl sonra ne olacak? Yukarıdaki durumu, bir sabit disk ile yaratabileceğini düşünen var mı?
Kaynak : Photography Blog
Bu yazıyı okuyanlar şunları da okudu:
- Dar Alanda Kısa Paslaşmalar…
- AIDS’i Dünyanın Gözü Önüne Getiren Fotoğraf
- 2009 & 2010′da utkukaynar.com’un en iyileri!

{ 2 comments… read them below or add one }
Sanırım 30 yıl sonra bugünkü sabit diski okuyan bir teknoloji olmayacak.
Bugün yaratılan eserler yarın ilkel kabul edilecek ve tüketim canavarının çarkları arasında çöpe gidecek.
Ama sanal/sayısal teknojoji yerine klasik teknoloji ile üretilen eserler her zaman var olacak…
Selamlarımla.
Bence bu konuda çok teknoloji karşıtı davranmaya gerek yok. Bir veriyi sabit diskte saklamak istiyorsanız bunu çok güvenli şekilde yapmanın yolları var. Onlarca yıldır nice bilgiler sabit disklerde, bantlarda saklanıyor.
30 yıl sonra bugünün sabit disklerini okuyacak teknoloji yaygın olmayabilir. Fakat elinizdeki verileri düzenli olarak yeni teknolojiye aktararak saklayacak olursanız 30 yıl sonra da dosyalarınıza kolayca erişebilirsiniz. 10 yıldan uzun süredir elimde duran mp3′leri ( kendilerine hiç özen göstermediğim halde ) bu iddiaya örnek verebilirim.
Ama çözünürlükten bahsedilecekse elbette ki gerçek filmlerin çözünürlüğü çok daha fazladır. Fakat günümüz dünyası verilerin sayısal ortamlardan aktarımını fazlaca gerekli kıldığından gerçek filmlerin taranma işlemi sonrası kalitelerinden çok fazla şey kaybedebildiklerini, bu anlamda dijital makinelerle yapılan çekimlerin günümüz teknolojisine çok daha fazla hitap ettiğini de söyleyebiliriz. Örnek olarak da microstock photography sitelerinin tarama fotoğrafları kabul etmemelerini gösterebiliriz.