Göbeğini Kaşıyan Fotoğrafçı

by Utku Kaynar on 08 Kasım 2009 · 15 comments

in Blog

Dikkat, çıkabilir!!

Dikkat, çıkabilir!!

Onu tanıyorsunuz.

O göbeğini kaşır. Herhangi bir sorumluluk hissetmediği şeylerden ötürü insanlar rahatsızlığını dile getirdiğinde “göbeğini kaşıyan adam”dır o.

“Ne vınaklıyo bunlar” diye düşünür. Hem o ne zamandır, mesela bir yıldır filan fotoğraf çekmektedir. Geçenlerde yeni başlayan bir çocuk gelip soru sorduğunda nasıl da gururlanmıştır…

Bildiği tek fotoğraf biçimi, kendisine öğretilen “abc” dir ve bundan dışarı çıkmaz. Çıkanların, “hoca”ların kurallarını yıkan haddini bilmezler olduğunu düşünür.

Sümüklü çocuğu kadrajda üçte bire oturtur. Arkadaki karışıklığı photoshop’ta halledecektir nasıl olsa.

Her yaşlı, buruşuk suratlı köylü teyze fotoğraftır onun için, bir şehirli edasıyla nasılsın teyze demeyi, “Gonya’da gonuştuk” demeyi halka yakınlık sayan büyüklerinden öğrenmiştir.

Ve yukarıdaki soruya yanıt verip fotoğrafını çektiren hiç bir “teyzesini” hatırlamaz.

Arşivindeki on bin küsür fotoğrafından on tanesini anca bastırmıştır. Basılı fotoğrafı, fuzuli masraf kabul eder. Sergi açmaktansa, iki üç sitede günün fotoğrafçısı seçilse onun için daha değerlidir.

Internette gösterilen her görüntüyü fotoğraf, söylenen her şeyi doğru zannetmektedir.

Portfolyosunda hem makro çekilmiş sinek, hem mimari, hem manzara, hem de mesela döküm işçisinin güzel fotoğraflarının bulunmasının iyi bir şey olduğunu düşünür.

İki saattir düzeltmekle uğraştığı portreyi fotoşoplarken, bir yandan da yeni katıldığı sitede günün fotoğrafçısı olmanın ne menem bir durum olduğunu merak etmektedir. Bu fotoğrafı yükleyince hepsini arayıp puan vermelerini isteyeceği için, aranacaklar listesindeki arkadaşlarını düşünmektedir.

Fotoğraf kitabı okumaz, merak edip kütüphaneye dahi bakmaz. Bunları alanlar paralı züppelerdir onun için.

Süreli yayınları takip etmez.

Çok gerekiyorsa, merak edip “bi bakıver ne diyor” diye sorduğu hocası, kankaları vardır.

Onun için gereksiz bir zahmettir bu.

Rembrandt’ı duymamıştır, Van Gogh’u kulağını kesmesinden bilir. Sanat akımlarının bir ikisinin adını bilse amma da entel olacaktır ama, neyse…

Şiir onun için ilkokuldan nahoş bir anıdır. Edebiyat ise son çıkan Metal Fırtına romanı.

Dünyanın her tarafından fotoğrafçılar yaşadığı kente geldiğinde, evinde sakin sakin “Yaprak Dökümü” seyretmektedir. Zaten o adam veya kadın ne söyleyecektir ki, onun bilmediği?

Ayrıca bu akşam o dizide Ferhunde’nin ne diyeceği daha önemlidir.

Salgado’yu Real Madrid’li futbolcu zannetmektedir.

Tüm bu ciddi konular onu sıkar, fotoğraf bir eğlence aracıdır sadece. Başkaları çok ciddiye almaktadır.

Fotoğraf merkezleri, dernekler, okullar onun için ikamesi internette bulunan şeylerdir. Internette her şey yapılabildiğine göre, neden sergi de açılmasın, fotoğraf günleri filan orada yapılmasındır?

Göbeğini kaşıyan fotoğrafçıdır o.

Bulunduğu kentte söyleşiler, sergiler, festivaller, bienaller yapıldığında bıyık altından gülmektedir.

Ve bu ülkenin fotoğrafında bugünkü hakim renk, ne yazık ki onun tonlarından bezelidir.

Bu yazıyı okuyanlar şunları da okudu:

{ 14 comments… read them below or add one }

1 Ertuğrul Seçkin Kasım 8, 2009, 20:05

Yüreğinize, emeğize, kaleminize sağlık. Mükemmel…

2 Haluk AYDI Kasım 8, 2009, 23:09

“Salgado’yu Real Madrid’li futbolcu zannetmektedir.” Buna çok güldüm…..
Teşekkürler Utku Kaynar, bir çoğumuzda birazda olsa yukarıda söylenen tanımlamalardan var sanki yada bende var biraz tembellikten olsa gerek.

3 Erhan Şermet Kasım 8, 2009, 23:20

Maalesef doğru ve yerinde bir yazı. Keşke sinirlenip ‘Evet böyleleri de var, ama son cümle haksız!’ demek mümkün olsa.

4 Lady_Frozen Kasım 8, 2009, 23:47

Merhaba;
Güzel gözlemler ve güzel eleştiriler içeren bir yazı.Hepimizin bilip aman banane ben kendimden mesulüm dememize rağmen sizin bu çizgide yürünmemsi için verdiğiniz emeğinizi ve çabanızı bildiğim için bunu okuyanları duyarlılığa çağırıyorum. Ayrıyeten tekrar teşekkür ediyorum.

5 Fevzi YAPICI Kasım 9, 2009, 01:09

Tek kelime ile cuk oturmuş. Emeğine sağlık Utku. Selamlar.

6 Harun Kasım 9, 2009, 09:56

Cok yerinde bir yazı bence. Birilerinin bunları soylemesi gerekti. Tesekkurler Utkucum.

7 Deniz Köse Kasım 9, 2009, 14:45

Malesef doğru…

8 GÜLTER ÖZGÜR Kasım 9, 2009, 14:50

Fotoğrafla ilgilenen herkesin içinden kendine bir miktar pay çıkaracağı ve herşeyi çok güzel özetleyen bir yazı…Teşekkürler…

9 BAHADIR ÖZTUNA Kasım 9, 2009, 15:50

SEVGİLİ UTKU,

YAZDIKLARINI KISMEN DOĞRU BULSAM DA…GÖNDERMENİN SUNUM ŞEKLİ VE YERİ İÇİN BU PLATFORM DOĞRU MU …TARTIŞILMALI…GÖBEĞİNİ KAŞIYAN FOTOĞRAFÇININ ELEŞTİRİSİ BİZE DÜŞMEZ..BÖYLE OLMAK O KİŞİNİN SEÇİMİDİR…DOLAYISIYLA BÖYLE FOTOĞRAF ÇEKEN KİŞİYİ DE ELEŞTİRMEK, SENİN KAFANDAKİ DOĞRU FOTOĞRAFÇI BİÇİMİNE BİR GÖNDERME ASLINDA…BU DA TEK TİPLEŞTİRME OLMAZ MI? HER FOTOĞRAF ÇEKEN DONANIMLI OLMAK ZORUNDA MI?BU BANA O FOTOĞRAF ÇEKEN TİP İLE BURADA YAZAN KİŞİ ARASINDAKİ FARKI AZALTIRMIŞ GİBİ GELİYOR…İKİ TÜR İNSAN DA KENDİ İÇİNDE FARKLI BİR KİBİRLİLİK TAŞIR…FARKLI DA OLSA ADI KİBİRDİR…BU BİR SEÇİMDİR VE İNSANLAR SEÇİMLERİNDE ÖZGÜRDÜR…O KİŞİ İSTER KUŞ ÇEKER, İSTER OT ÇEKER,İSTER İNSAN…İSTER OKUR, İSTER OKUMAZ…BELKİ BELİRLİ BİR İSİME GÖNDERME DE OLABİLİR BU…ANCAK BUNU ANLAMAKTA GÜÇLÜK ÇEKİYOR İNSAN…
BU UZUN TARTIŞILMASI GEREKEN BİR KONU…ANCAK ONUN YERİ İNTERNET ÜZERİ YAYINLAR YA DA MAİLLER DEĞİL…KENDİNE İYİ BAK…

10 Demir Aydemir Kasım 9, 2009, 15:56

Bir çok insan varsa böyle, fotoğraf onlar için bir eğlencedir, imkanların ve boş zamanın kolaylıkla onlara getirdiği bir oyuncaktır fotoğraf makinesi de. Bu durumu yıkıp değiştirip, bu tiplerin kendilerine bir amaç, bir dert edinmelerini, çeşitli hedefler tespit edip fotoğraf işiyle uğraşırken daha erdemli hareket etmelerini bekleyemeyiz. Daha iyisini üretmek adına ve insanın aydınlanması için nasıl sıkıntılı bir yolculuğa çıkması ve dönmesi gerekliyse, gerçek sanatçılardır gerçek üretimi yapanlar, anlatılan tipler o yolculuğa hiç bir zaman çıkmayacaktır.

11 utkukaynar Kasım 10, 2009, 03:50

Merhaba,

Yazının gördüğü ilgi beni şaşırttı.

Önemli bir farkın altını çizmek isterim, insanların istedikleri biçim ve yoğunlukta fotoğraf çekmeleri ile, aynı alanda ülkede olup biten ileri düzey mevzulara ilgi/saygı duymamak arasında bir fark var, veya olmalı.

Elbette her fotoğraf çeken donanımlı olmak zorunda değil, elbette ki ileri eğitim almak zorunda da değil. Olmamalı da zaten. Fotoğraf bu nedenle bu denli erişimi kolay, demokratik bir şey.

Ancak şu açık: Bu işin ileri düzey örneklerine duyulması gereken, duyulabilecek olan saygı, pekala “bayağılık” olarak nitelendirilebilecek olan bir pespayeliğin özbilincinin kibri nedeniyle eriyorsa, orada bir terslik var demektir.

Söylemeye çalıştığım bu.

Dostlukla,

Utku

12 BAHADIR ÖZTUNA Kasım 10, 2009, 17:10

İleri düzey konulara ya da olagelenlere ilgi duymuyorsanız zaten, saygı duymanız da beklenemez…Dolayısıyla olumlu ya da olumsuz, bir kamuoyunun parçası da olamazsınız…Bekir Coşkun’un yurdum insanı için tipleştirdiği böyle bir karakter ki o toplumun bireylerini, bütünü oluşturan bu tür insanları ne kadar sanat ya da konumuz olan fotoğrafa uyarlamak doğru?
Diğer yandan fotoğrafa yeni başlamış sayılabilecek ya da uzun yıllardır fotoğraf çeken ama kendini donatma konusunda çaba sarfetmeyen kişilerin aslında arada bir yerde kalmalarından kaynaklanır bu…Ne biliyordur,ne de bilmiyordur…Sanatın üretici vasfını taşıyan kişiler (ki bence bu tür insanların kendi göbeklerini kaşıması daha tehlikelidir) arasında hep var olan o KİBİR güdüsünü yeni yeni kendine yerleştiren ama daha öğrenmesi gereken çok şey olduğunu henüz farketmemişliktir yaşanan…Varsın göbeğini kaşısın…Sayın Demir Aydemir’in dediği gibi zaten onlar bu yolculuğa çıkmayacak olanlardır…

13 uğur cavaç Kasım 10, 2009, 21:52

Bu akşam iki arkadaşımla karşılaştım dernekten.
Selamlaştık tabii ki;
Bir taraftan konuşurken bir taraftan da büyüyen göbeğimi sıvazlıyordum.
Dediler ki:
“Uğur abi ,Utku’ nun yazısını okudun mu?”
“Ne?” dedim.
“Göbeğini kaşıyan fotoğrafçı” dediler.
“İsmi duyunca güldüm tabii ki.
Methede methede bitiremediler.
Hepimiz kendimize pay çıkardık dediler.
Eve gelir gelmez okudum.
Bu yazının ilgi görmesi çok normal.
Kişinin okuyupta kendine pay çıkarmaması mümkün değil.
Çünkü insanlar bir şeyi okurken hayallerindeki senaryoya ilk önce kendilerini daha sonra da çevresindekilerini oyuncu olarak yerleştirirler.
Bu yazının fotoğraf yazısı okumak isteyipte okuyamayanlar için bir başlangıç olacağına inanıyorum.
Senin bu platformun bu gibi şeyleri tartışmak için de çok müsait bir yerdir.
Senin ve diğer arkadaşların “Fotoğraf yazıları”nın devamını bekliyorum.
Eline yüreğine sağlık.

14 utkukaynar Kasım 11, 2009, 16:18

Merhaba,

Uğur abi, Bahadır abi, eleştriler için çok teşekkür ederim. Lakin yazının okunmasında bir yanlış yapılıyor.

Dikkat buyurunuz, bizim kahramanımız derneklerin, fiziki merkezlerin ikamesini (eşleniğini) internette buluyor, bu nedenle derneklere, merkezlere vs. gitmiyor. Kitap, dergi okumuyor. Sergi açacağına günün fotoğrafçısı olmaya razı. Yani dernek üyesi filan değil.. (Herkes olmak zorunda mı?)

Buraya kadar problem yok, çünkü bu kişisel bir iş.

Problem, sergi açanları küçümsediği (hadi canım, artık herşey dijital dediği), kitaba burun kıvırdığı, gelen fotoğrafçı ne diycek ki zaten benim bilmediğim dediği noktada başlıyor. İleri düzey konulara ilgi duymamak ve saygı duymamak aynı şey değil.

Örneğin ben caz müziğe çok ilgi duymayabilirim, ne bileyim Charlie Parker’ın ilk plağı bana bir şey ifade etmez. Veya şiir sevmeyebilirim, Edip Cansever mi, o kim diyebilirim. Hiç ilgim yoktur.

Ama şunu söyleyemem : “Ben şiir sevmem, şiir yazanı da şiir seveni de saymam.”

Mesele burada. Dolayısıyla yazının bu şekli ile okunması gerekli. Kamuoyunun bir parçası olmamaya gelince, yazının vurguladığı yer tam da burası. Bugün onlar bizim kamuoyumuzun parçası olmamak haline sahip değiller, tersine bizler onların kamuoy(suzluğ)unun bir parçası haline getirilmek isteniyoruz.

Tam da bu nedenle, Bekir Coşkun’un yarattığı tiplemeyi karikatürize ederek fotoğrafa uyarlamak bana doğru geliyor.

Bilmem yeterince anlatabildim mi?

Dostlukla,

Utku

Leave a Comment

{ 1 trackback }

Previous post:

Next post: